Esnaflardan vergi barışına tam destek

Esnaflardan vergi barışına tam destek



Kapanma aşamasında binlerce işletmenin kurtarılması için Takvim tarafından ortaya atılan "Vergi barışı" önerisine esnaflardan büyük destek geldi. Gazetemize konuşan esnaf konfederasyonları temsilcileri, prim affının esnaf ve sanatkar için büyük kolaylık getirdiğini, aynı kolaylığın vergide de sağlanmasını beklediklerini söyledi.

***

Vergi barışına destek

Takvim'in 'Prim borçlarının yapılandırılmasından sonra vergide de barış yapılsın' teklifine her kesimden destek geldi. Esnaf ve KOBİ temsilcileri bu kararın bir an önce alınmasını istedi.

Prim borçlarının yeniden yapılandırılması ile devletin kasasına 23 milyar YTL girecek. 1.5 milyona yakın işveren de Sosyal Güvenlik Kurumu'na başvurarak borçlarını yapılandırdı. Şimdi de gözler vergi barışında. TAKVİM'in dünkü sayısında gündeme getirdiği ve 'Vergide de barış olsun' teklifi büyük destek gördü. Önerimizi heyecanla karşılayan esnaf, KOBİ ve işveren temsilcileri hükümete çağrı yaparak bu karar ile ekonominin canlanacağını ve istihdamın artacağını söyledi.

Kepenkler kapanmasın
Vergi barışının gelmesi ile, kepenk indirme aşamasına gelen binlerce işletmeyle birlikte yüz binlerce de çalışanın rahat bir nefes alması bekleniyor. Özellikle, 2001 krizi ile vergilerini ödemekte zorlanan binlerce küçük esnaf, faiz yükü ile vergi borçlarının altında eziliyor.

Asgari ödeme aldatmasın

Asgari ödeme aldatmasın

Kredi kartında içine düştüğümüz en büyük yanlış borcumuzu kredilendirmek. Bu sarmala düşen, borçtan asla kurtulamıyor. Ekstredeki asgari ödeme tutarının azlığı tüketiciyi yanıltıyor.



Kredi kartı kullanırken tüketicilerin içine düştükleri yanlışların başında 'asgari ödeme tutarı'na inanmak geliyor. Tüketiciye kolaylık gibi sunulan bu ödeme şekli, gerçekte yüksek faizlerin yolunu açıyor. Kredi kartı ile banka, aslında tüketiciye 1 aylık faizsiz kredi vermiş oluyor. Örneğin ay boyunca 1000 YTL harcama yapan bir kart sahibine gelen ekstrede toplam borç 1000 YTL olarak gösteriliyor. Bu borcun asgari ya da minimum ödeme tutarı ise 200 YTL olarak belirtiliyor. 1000 YTL harcama yapan tüketici buna karşılık 200 YTL ödeyerek kurtulacağı psikolojisiyle rahatlıyor. Oysa toplam borcu görmezden gelerek büyük bir yanılgıya düşüyor. Çünkü 200 YTL ödediğinde borcunun faizler hariç 800 YTL olduğunu aklına getirmiyor. Bu 800 YTL'nin kendi borcu olduğunu unutuyor. 200 YTL'yi ödüyor ve harcamaya devam ediyor. Hem harcadıklarına hem de bu 800 YTL'ye faiz bir ay boyunca işliyor. Ay sonunda bu kez borcu örneğin 1.500 YTL oluyor. Bu kez banka 300 YTL asgari ödeme tutarı koyuyor. Bu sarmalda borç giderek büyüyor...

Beyaz et sektörüne ‘Rekabet’ incelemesi

Beyaz et sektörüne ‘Rekabet’ incelemesi

EKONOMİ SERVİSİ

Rekabet Kurulu (RK) 25 beyaz et üreticisi ve Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği’ni (BESD-BİR) soruşturma kararı aldı.



Kurulun açıklamasında, “Piliç eti pazarında fiyat birlikteliği ile fiyatların yükseltilmesine ve arzın kısılmasına yönelik eylemler içinde bulunarak 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunu’nun ihlal edilip edilmediğinin tespiti amacıyla soruşturma açıldı” denildi.

‘Aklama bekliyoruz’
BES-DİR Başkanı Zuhal Daştan, konuyla ilgili olarak, “Sektördeki kuruluşlar, kendi fiyat düzenlemelerini, gerek duydukları zaman, tamamen kendi şirketlerinin ticari koşulları gereği, kendi arz-talep dengelerine ve rekabet kurallarına uygun biçimde yapıyorlar. Firmaların üretim tesisleri 24 saat denetime açık. Soruşturmanın sektörü aklamasını bekliyoruz.”
Beypiliç Genel Müdür Yardımcısı Teoman İnal, “Fiyat birlikteliği ve arzın kısılmasına yönelik ortak hareket edilmesi söz konusu olamaz” dedi. Banvit ve Abalıoğlu grupta yaptıkları açıklamalarda, ‘fiyat anlaşmasının olmadığını, fiyatların arz ve talebe göre belirlendiği’ ifade edildi.

25 şirket soruşturulacak
Rekabet Kurulu’nun soruşturması kapsamında yer alan 25 şirketin isimleri şöyle:
- Abalıoğlu Yem Soya
- Arpi Tavukçuluk
- As Tavukçuluk
- Bak Piliç
- Banvit
- Beypi
- Bupiliç
- CP Standart
- Erpiliç
- Gedik Tavukçuluk
- Keskinoğlu Tavukçuluk
- Kılıç Tavukçuluk
- Pak Tavuk Gıda
- Şeker Piliç
- Şen Piliç Gıda
- Yemsel Tavukçuluk
- Köytür Ege Entegre
- Doğa Piliç
- Yum-Ta Tavukçuluk
- Marta-Kılıçlar Marmara
- Emre Piliç
- Çelikler Turizm ve Gıda
- Ak Piliç Ticaret
- Güncanlar Piliç
- Karagüp Tavukçuluk.

Ziraat, İstanbul’a taşınma öncesinde yeniden yapılanıyor

Ziraat, İstanbul’a taşınma öncesinde yeniden yapılanıyor

ANKARA AA

Ziraat Bankası, İstanbul’a taşınma öncesinde, vizyon ve hedeflerine uygun, rekabetin gerektirdiği uzmanlaşma ihtiyacına cevap verecek, yönetsel etkinliği artırmaya yönelik yeni bir organizasyonel yapıya geçerken, bir dizi üst düzey atama yaptı.



Bankanın yeni organizasyonunda koordinasyon ve eş güdümü sağlamak, karar alma süreçlerini hızlandırmak amacıyla iki yeni genel müdür baş yardımcılığı oluşturulduğu bildirilen açıklamada, şöyle denildi:
“Genel Müdür Baş Yardımcılıklarına bankanın Genel Müdür Yardımcıları Senih Boyacıgil ve Selim Güray Çelik atandı.
Ayrıca, Genel Müdür Yardımcılığı sayısı 11’den 14’e yükseltilirken, bugüne kadar daire başkanlığı düzeyinde yönetilen tanıtım ve iletişim faaliyetlerinin sorumluluğu yeni kurulan Kurumsal İletişim Genel Müdür Yardımcılığı’na verildi.
Genel Müdür Yardımcılıklarına Ercüment Güler, Erdal Mazlum, Mustafa Şahin, Elif Zeynep Erül, Nuh Mehmet Yılmazkolukısa, Kemal Gülerdi ve Seyfettin Sağlam atanırken, Teftiş Kurulu Başkanlığına ise Ali Aras atandı.
Diğer taraftan genel müdür yardımcılıklarına bağlı daire başkanlıklarında da değişikliğe gidilerek, yeni daire başkanlıkları oluşturuldu.”

İlaç kupürleri artık kesilmeyecek

İlaç kupürleri artık kesilmeyecek

AA

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkan Vekili Fatih Acar, “Sağlık Bakanlığı’nca, yeni yıldan itibaren uygulamaya konulmasını bekledikleri İlaç Takip Sistemi ile ilaç üzerinden yapılan suistimallerin önüne geçileceğini” bildirdi.


Acar, ilaç takip sisteminin Sağlık Bakanlığı, ecza depoları, eczaneler, ithalatçılar ve ilaç üreticileri ile birlikte yürütüleceğine işaret ederek, “Yeni uygulama sayesinde ilaç kupürleri ve faturalar için depo sorunu da ortadan kalkacak” dedi.
Sağlık Bakanlığı ise sahte ilaç ve sahte ilaç kupürü dolaşımının tamamen önüne geçileceğini bildirdiler. Sisteme göre, ilaç ambalajlarının üzerinde barkod bulunacak. İlacın nüfus cüzdanı özelliğini taşıyan bu barkod bilgisayarda okutulduktan sonra hastaya verilince, bir daha hiçbir şekilde işlem göremeyecek.

TÜSİAD: Su, siyasal baskı aracı olmamalı

TÜSİAD: Su, siyasal baskı aracı olmamalı

EKONOMİ SERVİSİ

Başbakan’ın CHP’li İzmir Belediyesi için “DSİ baraj yapacak, sen hava atacaksın” sözleri tartışma yaratırken, TÜSİAD’ın dün açıklanan su raporunda, suyun siyasi baskı olarak kullanılmaması istendi

Erdal Karamercan

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD), ‘Türkiye’de Su Yönetiminin Durumu’ başlıklı raporu açıkladı. Raporda suyun siyasi baskı aracı olarak kullanılmaması gerektiği belirtildi.
Raporun tanıtımı için düzenlenen konferansın açılış konuşmaları, TÜSİAD Sanayi, Hizmetler ve Tarım Komisyonu Başkanı Dr. Erdal Karamercan ile Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu tarafından gerçekleştirildi.
Türkiye’de suyla ilgili yasalar konusunda dikkat çeken noktanın, yasa çokluğu ancak buna karşılık ihtiyaç halinde ortaya çıkan yasa eksikliği olduğunun altı çizilen raporda, şöyle denildi:
“Halen geniş kapsamlı bir su yasası yoktur. Ancak, bu veya benzeri yasalar çıkartılırken, merkezi hükümet ile yerel yönetimlere ait dengeler gözetilmeli, yetki ve sorumluklar iyi analiz edilerek ‘su’ bir siyasal güç-baskı enstrümanına dönüştürülmemelidir. Halen birçok kurum müdahil görünmekte, ancak sorumluluk alacak kurum konusunda sıkıntılar yaşanabilmektedir.”
Bilindiği gibi Başbakan Erdoğan’ın CHP’li İzmir Büyükşehir Belediyesi için “DSİ?baraj yapacak, sen hava atacaksın’ şeklindeki sözleri tartışma yaratmış, bu ifadeler de ‘siyasi baskı’ olarak yorumlanmıştı.

Su stresi çekiyoruz!
Raporda gelecek dönemlerde petrolden bile önemli bir doğal kaynak olacağı düşünülen suya, hem niteliksel ve niceliksel hem de mülkiyet yönüyle sahip çıkılmasını istendi.
Raporda, Türkiye’nin su kaynakları potansiyelinin ortalama yıllık 501 milyar m3 olarak hesaplandığı, yağış, akış, yeraltı suyu beslemesi ve komşu ülkelerden gelen miktarlar göz önüne alındığında, brüt toplam yenilenebilir yüzeysel su potansiyelinin 234 milyar m3 olduğu kaydedildi.
“Türkiye’de kişi başına düşen teknik ve ekonomik olarak kullanılabilir yıllık su miktarı 1.500-1.735 m3 civarında kalmakta.
Türkiye su kısıtı yaşayan bir ülke konumuna girmektedir” denilen raporda, Türkiyenin ‘su kısıtı-su stresi çeken ülke’ liginde olduğu belirtildi.

Karamercan: Yetki karmaşası yaşanıyor
TÜSİAD Sanayi, Hizmetler ve Tarım Komisyonu Başkanı Dr. Erdal Karamercan, yaptığı konuşmada, “Su konusunda ülkemizin yaşadığı sorunları TÜSİAD olarak kaygıyla izlemekte ve bu konuda üzerimize düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmeye çalışmaktayız” dedi.
“Su kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve iyi yönetilmesi geleceğimiz için hayati önem taşımaktadır” diyen Karamercan, “Maalesef, ülkemizde su kaynaklarımızı etkin kullandığımız ve yönettiğimiz söylenemez.
Türkiye’de su hizmetlerine yönelik hukuki ve idari düzenlemeler dağınık ve parçalı bir yapı arz etmekte ve kurumlar arasında yetki karmaşası yaşanmaktadır” şeklinde konuştu.

‘Şebeke özele açılsın’
Şebeke suyu hizmetlerine özel sektör katılımıyla ilgili de konuşan Karamercan, şunları söyledi: “Türkiye için şebeke suyu hizmetlerine özel sektör katılımı düşünüldüğü takdirde, uygun düzenleme rejimi, politika yapıcı kurumların eşgüdümünde ve hizmetin özel sektör katılımına açılması öncesinde tesis edilmelidir. Bu yöntemle altyapı ve finansman sorunları bertaraf edilebilecektir.”

Eroğlu: Suda CHP’li AKP’li ayrımı yapmıyoruz
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, su konusunda ‘CHP ya da AKP’ye hiçbir belediye ayrımı yapmadıklarını’ söyledi. Eroğlu, İzmir’de 2010 yılında bitmesi planlanan Gördes Barajı’nın bu yılın sonunda bitirilmesi için talimat verdiklerini hatırlattı.
“Özel sektörün şebeke hizmetlerinde yatırım imkanlarına” ilişkin bir soru üzerine Eroğlu, bu alanda özel sektör için büyük bir yatırım pastası olduğunu dile getirdi. Eroğlu, bu konuda oldukça geniş müracaatlar olduğunu ve kendilerini de bu durumun memnun ettiğini belirtti.
Şebeke suyuna yatırım konusunda 4-5 milyar dolarlık yatırım ihtiyacı olduğunu belirten Eroğlu, 81 il için planlama yaptıklarını, sulama ve hidroelektrik santralleri kadar olmasa da bir miktar ihtiyacın bu konuda da olduğunu söyledi.
Eroğlu, “Bu konuda aşağı yukarı 50 milyar dolarlık bir yatırım pastası var. Özel sektörün devreye girmesi isabet olur diye düşünüyorum” dedi.

Magic Life’ın yüzde 50.1’i Avusturyalılara satıldı

Magic Life’ın yüzde 50.1’i Avusturyalılara satıldı

EKONOMİ SERVİSİ

Turizm gazetesinin haberine göre, TUI bünyesindeki otel markalarından olan Magic Life hisselerinin 50.1’i Connexio adlı yatırım fonuna satıldı. Connexio’nun Magic Life ile Türkiye’deki firması deGama’yı birleştireceği belirtiliyor

TUI bünyesindeki otel markalarından Magic Life’ın hisselerini Avusturya’daki ‘Die Connexio Alternative Investment & Holding AG’ye geçtiği bildirildi. Turizm gazetesinde yer alan bilgilere göre, daha önce Bentour Avusturya’yı da alan ‘Die Connexio Alternative Investment & Holding AG, Magic Life’ın yüzde 50.1 hisselerini satın aldı, böylece TUI, Magic
Life’ta azınlığa düştü.
Avusturya’da internetten yayın yapan Tip-Online adlı turizm ve seyahat endüstrisi gazetesinin haberine göre, Life Club’ın çoğunluk hisseleri Connexio Fonu tarafından satın alındı. Gazetenin haberine göre, bir süreden beri dile getirilen satış sonunda gerçekleşti ve Magic Life’ın yüzde 50.1’ini Bentour Avusturya’nın da büyük ortağı olan Connexio Fonu satın aldı. Böylece TUI’nin Magic Life Assets AG’deki hisse oranı yüzde 49.9’a gerilemiş oldu.
Tip-Online’ın haberinde Magic Life CEO’su Dr. Andreas Karsten’in açıklama yapmazken, haberi yalanlamadığı da belirtiliyor.

daGama ile birleşecek
Magic Life’ın çoğunluk hisselerini satın alan Conexio’nun bu yılın mart ayında Türkiye’de kurulan daGama Seyahat acentesi ile bir çatı altında birleştireceği ifade ediliyor.
daGama Genel Müdürü Selim Karaçaylı konu ile ilgili olarak kendilerine ulaşmış herhangi bir resmi açıklama olmadığını söylemekle yetindi.

1990’da kuruldu
Avusturya’da okurken turizmciliğe başlayan ve Magic Life oteller zincirini kuran Cem Kınay ve ortağı Oğuz Serim, 2004’te Magic Life’ı Alman seyahat acentesi TUİ’ye sattı. Magic Life, Türkiye’yi ‘herşey dahil’ sistemiyle tanıştırdı. 5 ülkede, 17 kulüp ve 1 Nil teknesiyle hizmet veren Magic Life, 1990 yılından bu yana faaliyet gösteriyor.

TİM’de başkanlığı ‘hükümet’ kazandı

TİM’de başkanlığı ‘hükümet’ kazandı

EYLEM TÜRK

TİM’in başkanlık seçiminden, ismi daha önceden ‘hükümete yakın aday’ olarak öne çıkan Büyükekşi galip çıktı. Yarışta Büyükekşi lehine yapılan çok yönlü lobi faaliyetleri dikkat çekti



Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) yeni Başkanı, seçimler öncesinde hükümet kanadınca desteklenen isim olarak öne çıkan Mehmet Büyükekşi oldu. Mehmet Büyükekşi, Hükümetin THY yönetimindeki köklü değişikliki sırasında, kurum yönetim kuruluna atanmıştı.
Seçimlerde 344 TİM üyesinden 326’sı oy kullandı. Büyükekşi 201 oyla başkanlığa seçildi. Diğer aday Adnan Dalgakıran 125 oy aldı. Sonuçların açıklanmasından sonra konuşan Büyükekşi, “Kazanan ihracatımız, sektörlerimiz ve Türkiye olsun” dedi.
Seçimlerde THY?yöneticileri de lobi yaptı. Büyükekşi’ye oy vermeleri için seçimler öncesi bazı AKP’li belediye başkanları ile milletvekillerinin delegeleri arayarak Büyükekşi’ye destek istedikleri belirtildi.

‘Biz siyasetçi değiliz’
TİM genel kurulu oldukça hareketli geçti. Seçimlerinde ilk sürpriz İcra Kurulu üyeleri seçiminde yaşandı. Başkan adaylarından İsmail Gülle, kendi sektöründen yeterli oyu alamayınca İcra Kurulu’na giremedi. Yerine rakibi İbrahim Burkay 21 oyla TİM İcra Kurulu üyesi oldu. Diğer başkan adayı Ali Kahyaoğlu, aynı sektörden aday olan iki ihracatçıyla aynı oyu alınca kura çekimi yapıldı. Boş kağıdı çeken Kahyaoğlu, İcra Kurulu’na giremedi.
23 sektörün temsilcileri belirlendikten sonra Mehmet Büyükekşi ve Adnan Dalgakıran sözlü olarak Divan Kurulu’na başkan adayı olduklarını bildirdi. Ardından iki aday kürsüye çıkıp vizyon ve hedeflerini anlattı. Dalgakıran’ın “Kavga etmeyen ama hakkını arayan bir TİM vaat ediyoruz” sözleri alkış aldı.
Mehmet Büyükekşi de “Biz pop star ve siyasetçi değil işadamıyız. Yeni konseptimiz ihracatın rekabet gücünü artırmak” diye konuştu.

THY yönetimi lobi yaptı
Başbakan Erdoğan’a yakınlığıyla tanınan Mehmet Büyükekşi’nin kazanacağına seçim öncesi kesin gözüyle bakılıyordu. Seçim sürecinde Erdoğan’a yakın işadamları ile THY yönetim Kurulu Başkanı Candan Karlıtekin ve şirketin Genel Müdürü Temel Kotil’in de lobi yapması dikkat çekti. Seçimden önce AKP’li milletvekilleri ile belediye başkanlarının da TİM delegelerini arayarak Büyükekşi’ye oy vermelerini istedikleri konuşuldu.
Bazı TİM delegeleri, “AKP’nin doğrudan etki etmediği örgütlerden TİM ve İstanbul Sanayi Odası (İSO) kalmıştı. TİM gitti. Bu seçimden sonra bir tek İSO kaldı” değerlendirmesi yaptılar.

GENEL KURUL NOTLARI
İstanbullu tekstilciler İcra Kurulu’na giremedi

- TİM seçimlerinde sandıklar kapanana kadar lobi çalışmaları sürdürdü. İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nden İcra Kurulu’na aday olacağı konuşulan Ahmet Akbalık son anda Egeli rakibi Jak Eskinazi’nin lehine çekildi.
Akbalık, bu kararı 15 gün önce aldıklarını ve sektörde bölünme olmaması için fedakarlık yaptıklarını söyledi.
- Akbalık’ın çekilmesi, İsmail Gülle’nin de İcra Kurulu’na 2 oy farkla girememesi üzerine iki başkan çıkaran İstanbul’un tekstil ve hazırgiyim ihracatçıları TİM İcra Kurulu’na giremedi.
- Başkan adaylarından Adnan Dalgakıran’ın eşi ve kızı destek amacıyla genel kurula katıldı. Sektörün duayenlerinden Abdülkadir Konukoğlu, başkan adayları Menmet Büyükekşi ve İsmail Gülle’nin son ana kadar birleşmesi için devreye girdi ama sonuç alamadı.

Bakan Tüzmen sonuna kadar bekledi
- Oğuz Satıcı’nın TİM’deki 7 yıllık başkanlık dönemi, genel kurul salon duvarlarında resimlerle anlatıldı. Ayrıca bu dönemle ilgili hazırlanan “Zaman akışında 7 yıl” isimle albüm delegelere dağıtıldı. Genel kurulda TİM’in Satıcı dönemini anlatan bir film de gösterildi.
- Oylamadan önce Oğuz Satıcı’nın Onursal Başkan olması için teklif verildi. Durumdan rahatsız olan bazı delegeler ilk başkan Okan Oğuz’a da aynı unvanın verilmesini teklif etti.
Divan Kurulu, gündeme 7 gün önceden ek yapılabileceği gerekçesiyle iki teklifi de bir sonraki genel kurulda oylama kararı aldı.
- Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen de genel kurula katıldı. Tüzmen’i dinleyenler arasında olan Türkiye Futbol Federasyonu’nun yeni Başkanı Mahmut Özgener’in sandalyesi kırılınca Bakan Tüzmen, “Demek ki koltuklara fazla yapışmamak lazım” diye espiri yaptı.
Bakan Tüzmen’in sandıklar açılıncaya kadar salonda bekledi.

Rüşveti denetim rehberi yayımlandı

Rüşveti denetim rehberi yayımlandı

GÜLÇİN ÜSTÜN Ankara

Gelir İdaresi’nin hazırladığı rehberde, en çok rüşvet ilişkisi petrol arama, inşaat, üretim endüstrileri, telekomünikasyon altyapısına ilişkin sektörlerde görülüyor




Gelir İdaresi Başkanlığı, vergi inceleme elemanlarının kamu görevlileri ile özel şirketler arasındaki rüşvet ilişkisini ortaya çıkarması için rehber yayımladı. Rehberde, en çok rüşvet ilişkisinin yaşandığı sektörler petrol arama, inşaat, üretim endüstrileri, telekomünikasyon alt yapısına ilişkin yatırımlar şeklinde sıralandı.
Rehberde, şirketlerin kamu görevlisine rüşvet ödeme yöntemlerine de yer verilirken, denetçilere, “Sık sık randevu iptal eden, kaçamak yanıt verenler, konuyu geçiştirmeye çalışanlardan şüphelenin. Görüşmenin yönünü siz tayin edin. Sınama ve yönlendirme soruları sorun” denildi.

Ödeme yöntemleri
Gelir İdaresi Başkanlığı, OECD’nin rüşvetle mücadeleye yönelik rehberini Türkçe’ye çevirerek yayımladı. Rehberde, şirketlerin kamu görevlisine rüşvet ödeme yöntemlerine de yer verildi. Rehberde, bu yöntemler arasında avukatlık bürosu yoluyla dolaylı ödeme yapma, ödemelerin vergi cenneti olarak bilinen ülkelerdeki hesaplara yatırılması, fon devri, politik ya da yardım amaçlı kampanya harcamalarının ödenmesi, seyahat programı düzenlenmesi, kamu görevlisinin yetkili olduğu vakıflara bağış yapılması, sahte fatura kullanma sıralandı.

İdari izin alınan sektörler
Rehberde, “Yerli bir kamu görevlisine rüşvet ödemek için uluslararası alanda kullanılan en yaygın örnek, ana kuruluş tarafından geri kendisine dönmek üzere yabancı bir yan kuruluş veya danışman kullanmak ve aklanması için para göndermektir” denildi.
Rehberde, en çok rüşvet ilişkisinin yaşandığı sektörlerin, iş için idari izin alınması gerekenler olduğu belirtilirken, bu sektörler arasında petrol arama, inşaat, üretim endüstrileri, telekomünikasyon altyapısına ilişkin yatırımlar sayıldı.

‘Denetçiler, sınama soruları sorun’
Denetim elemanın mükellefin tutumuyla ilgili değerlendirmesinin rüşvetin varlığının tespit edilmesinde faydalı olacağı belirtilen rehberde, incelemeyi engellemeye çalışan, sorulara yanlış cevap veren, randevu iptallerini sık sık tekrarlayan mükelleflerden şüphelenilmesi önerildi. Rehberde şunlar kaydedildi:
“Mükellefle görüşme tekniklerine özel bir dikkat gösterilmeli. İnceleme elemanının, görüşmenin kontrolünü daima elinde tutması ve eğer olayda rüşvet şüphesi varsa, kontrolü daha da yüksek tutması önemlidir. Görüşmenin yönünü inceleme elemanı belirlemelidir. Sınama ve yönlendirme soruları sorulmalıdır. Mükkellefin tutarlı bilgiler verip vermediği, kaçamak cevaplarla konuyu geçiştirip geçiştirmediği sürekli olarak tayin edilmelidir. Kaçakçılık göstergeleri, rüşvet tespiti için de geçerlidir. Bilinçli olarak vergisel yükümlülüklerini yerine getirmeyen firmalar, sıklıkla yasal belgeler üzerinde delil bırakırlar.”

Koreli banka Lehman’a teklifini çekti, hisseleri çöktü

Koreli banka Lehman’a teklifini çekti, hisseleri çöktü

EKONOMİ SERVİSİ

Kore Kalkınma Bankası’nın, Lehman Brothers’ın yüzde 25 hissesini almaktan vazgeçtiği söylentisi, Lehman hisselerine yüzde 45 oranında değer kaybettirdi. Avrupa ve ABD borsasında sert satışlar yaşandı


Piyasalar, ABD hükümetinin Fannie Mae ve Freddie Mac’e el koymasıyla önceki gün rahatlarken, dün Kore Kalkınma Bankası’nın Lehman Brothers’ın yüzde 25 hissesi için yaptığı teklifi geri çektiği yönündeki söylentiyle sarsıldı. Lehman Brothers hisseleri yüzde 45 oranında değer kaybetti.
Güney Kore’de, devlet kontrolündeki Kore Kalkınma Bankası, 60 milyar dolarlık sorunlu mortgage tahvili bulunan Lehman Brothers’ın yüzde 25 hissesini satın almak için 5.3 milyar dolar teklif etmişti. Kore’de piyasa düzenleyici kurumun, ‘Lehman’ı satın alma konusunda olumsuz görüş’ bildirdiği yönündeki söylenti, yatırımcıları Lehman’ın geleceğiyle ilgili olarak tedirgin etti.
Öte yandan, önümüzdeki hafta Lehman’ın üçüncü çeyrekte 2.2 milyar dolar zarar açıklayacağı yönündeki beklenti de tedirginliği artırdı.?Lehman’ın geleceğinin önümüzdeki hafta netleşmesi bekleniyor.

HSBC?ve Nomura ilgileniyor
Bu arada, Lehman’la diğer potansiyel alıcıların ilgilendiği kaydedildi. HSBC ve birkaç ABD’li hedge fon Lehman’la ilgileniyordu. Japon Nomura Holding’de, “Lehman’dan hisse alabiriz” dedi.
Güne yükselişle başlayan Avrupa borsaları, Lehman’la ilgili söyletinin etkisiyle yüzde 1’i aşan oranlarda değer kaybetti. İMKB de yüzde 0.98 değer kaybederek 40 bin 124 puandan kapandı. Dolar, euro karşısında 1.4099 ile sbir yılın en yüksek seviyesine çıktı. Petrol ise 102 dolara geriledi.

Rus borsasında deprem
Öte yandan, Rusya Enerji Bakanı’nın petrol şirketlerinin vergi indirimi beklememeleri yönündeki açıklamasının etkisiyle Rus borsası yüzde 10.23 değer kaybıyla son 2 yılın en düşük seviyesine geriledi.

IMF: Zorlu bir süreçteyiz
Bu arada, IMF Birinci Başkan Yardımcısı Lipsky, küresel ekonominin son dönemlerin en zorlu süreçlerinden birini yaşadığını ve aktivitenin ciddi bir şekilde yavaşladığını belirtti. Lipsky, yüksek ve dalagalı seyreden petrol fiyatlarının enflasyonun ikincil etkileriyle ilgili riski arttırdığını kaydetti.

Hedge fonlarının varlıkları yılın ilk yarısında küçüldü
Dünyanın en büyük hedge fonlarından bazılarının, ciddi varlık kayıplarına uğradığı belirtildi. Absolute Return dergisi tarafından yapılan bir ankete göre, dünyanın en başarılı hedge fonlarını yöneten Renaissance Technologies’in elindeki varlıklar yılın ilk altı ayında yüzde 14.71 oranında küçüldü. Farallon Capital’in yönettiği varlıkların değeri yüzde 8.3 azalarak 33 milyar dolara, Goldman Sachs’ın yönettiği varlıkların değeri ise yüzde 7.9 düşüşle 26.9 milyar dolara geriledi.
Ankete katılan fonların yüzde 35’i, 2008’in ilk altı ayında varlıklarında azalma görürken, fonlara yeni varlık katılımı ise son altı yılın en düşük seviyesinde oldu.

‘Avrupa’da enflasyon riski var, ücretler sınırlanmalı’
Avrupa Komisyonu’nun ekonomik ve parasal konulardan sorumlu üyesi Joaquin Almunia, Avrupa’da enflasyonist bir sarmal riski bulunduğunu ve ücretlerin sınırlı tutulmasının büyük önem taşıdığını söyledi.
Almunia, AB’nin bugün açıklayacağı ekonomik tahminler içinde, enflasyon tahminini revize edeceğini ve büyüme projeksiyonlarını da aşağı çekeceğini söyledi. Enflasyonun resesyona yol açacağını belirten Almunia, Avrupa Merkez Bankası’nın faiz oranlarının düzeyine tek itirazın Fransa’dan geldiğini, diğer AB maliye bakanlarının bu konuyu tartışmadıklarını söyledi.
REUTERS

İngiltere’de ev satışları 30 yılın en düşük seviyesinde
İngiltere’de ev satışlarının son 30 yılın en düşük seviyesine gerilediği açıklandı. Royal Institution of Chartered Surveyors adlı konut denetim kuruluşu, ev fiyatlarındaki düşüş ve ev satışlarındaki gerilemeyle kendisini gösteren emlak krizinin etkilerinin ağustosta da sürdüğünü belirterek, ev satışlarının bu konudaki kayıtların tutulmaya başlandığı 1978 yılından bu yana en düşük seviyede olduğunu vurguladı.
İngiltere’de emlakçıların mayıs-ağustos döneminde sadece ellerindeki emlağın yüzde 12.7’sini satabildikleri, bunun da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 47’lik bir düşüşe işaret ettiği belirtiliyor.
AA

OPEC: Küresel talep için petrol arzı yeterli
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) Dönem Başkanı Şekip Halil, küresel talebi karşılamak için petrol arzının yeterli olduğunu söyledi. Bu yılın sonuna ya da 2009 yılının başına kadar günlük üretiminin talebi 500 bin ila 1.5 milyon varil aşacağını ifade eden Halil, OPEC’in petrol üretimi konusunda alacağı kararda ‘bütün seçeneklerin açık’ olduğunu belirtti.
Halil, petrol fiyatlarının artmasına spekülatörlerin ve dolarının değerinin düşük olmasının sebep olduğu görüşünü yineledi. OPEC’ten bir yetkili ise kış aylarının yaklaşmasıyla talebin zirveye çıkacağı göz önüne alınırsa, üretimi kesmenin haksız olacağını söyledi.

D-Smart’tan kredi başvurusu

D-Smart’tan kredi başvurusu







D-SMART, dünyanın en büyük bankalarından Deutsche Bank ve DD Mortgage dijital platform üzerinden ilk kez interaktif kredi uygulaması başlatıyor. D-Smart kullanıcıları bugünden itibaren, D-Smart 450. kanal olan DD Mortgage İnteraktif kanaldan, kredi başvurusunda bulunabilecek.

Rakıda üretim indi şarapta hızlı arttı

Rakıda üretim indi şarapta hızlı arttı







RAKI üretimi bu yılın ilk yedi ayında yüzde 11.2 azalarak 22 milyon 955 bin 810 litreye düştü. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ocak-temmuz döneminde şarap üretimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 27.2’lik artışla 16 milyon 441 bin 584 litreye ulaşırken, bira üretimi de yüzde 11.5 artarak 639 milyon 923 bin 882 litre oldu.

Adabank’a Torunlar ve Sinpaş talip

Adabank’a Torunlar ve Sinpaş talip







UZAN Grubu’na ait olan ve İmar Bankası zararı nedeniyle haczedilen Adabank’a 2 alıcı çıktı. Yüzde 99.99’u 55 milyon dolar bedelle satışa çıkarılan Adabank Ticari ve İktisadi Bütünlüğü’nün satışı için ön yeterlilik müracaatını geçen 3 yatırımcıdan, Torunlar Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş ve Kök Menkul ve Gayrimenkul Yatırım Ticaret A.Ş (Sinpaş), mali tekliflerini şeffaf sandığa attı. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yapılan açıklamada, ön yeterliliği geçen üçüncü yatırımcı Bank Pozitif A.Ş’nin ise teklifte bulunmadığı bildirildi. Bugün kapalı zarf ve açık artırma usullerinin birlikte uygulanmasının ardından ihale gerçekleştirilecek. Daha sonra Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) incelemesinin ardından Fon Kurulu’nun onayı ile sonuçlandırılacak.

İMKB endeksleri değişti

İMKB endeksleri değişti




İMKB endeksleri değişti
İMKB endekslerinde 1 Ekim-31 Aralık dönemini kapsayacak değişiklikler açıklandı.

Borsa Başkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Bağfaş ve Türk Ekonomi Bankası İMKB 30 endeksine dahil edilirken, İhlas Holding ve Petrol Ofisi çıkarıldı.

Tekstilbank İMKB 50 endeksine dahil olurken, Karsan Otomotiv çıkarıldı.

İMKB 100 endeksine ise Fenerbahçe, Ege Gübre, Finans Finansal Kiralama, Işıklar Ambalaj ve Çelebi Hava Servisi dahil oldu. İMKB 100 endeksi kapsamından ise İş Yatırım Menkul Değerler, Tek-Art Turizm, Bossa, Eczacıbaşı Yapı ve Reysaş Lojistik çıkarıldı.

Motorin fiyatında indirim

Motorin fiyatında indirim


A.A

Motorin fiyatında indirim
Motorinin perakende satış fiyatında litrede 4 YKr, kalorifer yakıtı olarak bilinen fuel oil 4'ün perakende fiyatında ise litrede 3 YKr indirim yapıldı.

Motorinin perakende satış fiyatında litrede 4 YKr, kalorifer yakıtı olarak bilinen fuel oil 4'ün perakende fiyatında ise litrede 3 YKr indirim yapıldı.

Yeni ayarlamayla, motorinin litre fiyatı Ankara'da Opet ve Shell-Turcas bayilerinde 2,98 YTL'den 2,94 YTL'ye, BP'de, 2,97 YTL'den 2,93 YTL'ye, Petrol Ofisinde (PO) ise 2,96 YTL'den 2,92 YTL'ye geriledi.

İstanbul-Avrupa yakasında motorinin litre fiyatı Opet ve Shell-Turcas'ta 2,94 YTL'den 2,90 YTL'ye, BP'de 2,93 YTL'den 2,89 YTL'ye, PO'da 2,92 YTL'den 2,88 YTL'ye düştü.

İzmir'de ise motorinin litre fiyatı OPET ve Shell-Turcas'ta 2,93 YTL'den 2,89 YTL'ye BP'de 2,92 YTL'den 2,88 YTL'ye, Petrol Ofisi'nde 2,91 YTL'den 2,87 YTL'ye geriledi.

Kalorifer yakıtı olarak kullanılan 4 numaralı fuel oil'in perakende satış fiyatı ise 3 YKr düşüş gösterdi.
Dağıtım firmalarının belirlediği tavan fiyatlar, rekabet ve serbesti nedeniyle şirketler ve kentlere göre küçük çaplı değişiklik gösteriyor.

AB’de buğday fiyatı 14 ay geriye gitti

AB’de buğday fiyatı 14 ay geriye gitti







AVRUPA Birliği’nde buğday fiyatları rekor düzeyde düştü. Kasım ayı vadeli buğdayın ton fiyatı, 166.50 ile 168.50 Euro düzeyinde seyrediyor. Analistler, satışlar nedeniyle gerileyen buğdaydaki bu fiyatın, son 14 ayın en düşük buğday fiyatı olduğunu vurguluyorlar.

OPEC zirve topladı, petrol 100 doların altını denedi

OPEC zirve topladı, petrol 100 doların altını denedi




OPEC zirve topladı, petrol 100 doların altını denedi
OPEC üyesi ülkelerin petrol bakanları dün Viyana’da zirvede biraraya gelirken, Brent petrolün varili dün 100 doların altını yokladı. OPEC Başkanı Şekip Halil, "Petrol bolluğu var" dedi.

PETROL İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) dün zirve toplarken, Brent petrolün varili bir ara 99.45 dolara kadar geriledi. OPEC Dönem Başkanı Şekip Halil, küresel talebi karşılamak için mevcut petrol arzının yeterli olduğunu söyledi. Halil, "Kesinlikle piyasada petrol bolluğu var" dedi. Petrol fiyatları daha sonra yeniden 100 doların üzerine çıktı.

Üretim talepten fazla

Bu yılın sonuna ya da 2009 yılının başına kadar günlük petrol üretiminin talebi 500 bin ila 1.5 milyon varil aşacağını tahmin ettiğini ifade eden Halil, OPEC’in petrol üretimi konusunda alacağı kararda "bütün seçeneklerin açık" olduğunu belirtti. Petrol fiyatlarının artmasına spekülatörlerin ve ABD dolarının değerinin düşük olmasının sebep olduğu görüşünü yineleyen Halil, "Şimdi ABD doları ve petrol fiyatı arasında ters ilişki olduğunun doğrulandığını görüyoruz" diye konuştu.

Kuveyt Petrol Bakanı Muhammed El Alem de, "Şimdilik petrol üretimini kısmaya ihtiyaç olduğunu düşünmüyoruz" dedi. OPEC’te Suudi Arabistan’dan sonra ikinci büyük üretici konumundaki İran’ın Petrol Bakanı Gulam Hüseyin Nozari ise, "Piyasada petrol arzı fazlası olduğunu düşünüyoruz" diye konuştuşeklinde konuştu. Libya Ulusal Petrol Şirketi Başkanı Şükrü Ganem de, piyasada talepten daha fazla petrol olduğunu, üretim kotalarından üzerinde petrol üreten OPEC üyelerinin üretimlerini kota limitlerine çekmeleri gerektiğini ifade etti.

Arabistan fazla üretiyor

OPEC’in 13 üyesinden 12’sinin ağustos ayında günlük 29.67 milyon varil olan toplam üretim kotalarından günlük 790 bin varil fazla petrol üretimi yaptığı belirtiliyor. Üretim kotasının günlük 750 bin varil üzerinde üretim yapmış olabileceği belirtilen Suudi Arabistan, piyasadaki fazla üretimin çoğundan sorumlu tutuluyor.

Cavcav: Sorun, izinli muhasebeci yüzünden çıktı, Kızılot haklıymış

Cavcav: Sorun, izinli muhasebeci yüzünden çıktı, Kızılot haklıymış




Cavcav: Sorun, izinli muhasebeci yüzünden çıktı, Kızılot haklıymış
Gençlerbirliği Kulübü Başkanı İlhan Cavcav, kulüp Mali Asbaşkanı Şükrü Kızılot’un resmi evrak ve belgeleri inceleme isteği konusundaki sitemini haklı bulduğunu belirterek, "Muhabese müdürünün senelik izni dolayısıyla görevinin başında bulunmaması, daha sonra da uygun bir zaman ayarlanamaması nedeniyle resmi evrak ve belgeler incelenememiştir" dedi.

Cavcav, Kızılot’un muhasebe elemanlarına ulaşamaması nedeniyle söz konusu ihtarı çektiğinin anlaşıldığı ifade ederek, şunları söyledi: "İhtarın ardından yapılan incelemede sayın Kızılot’un siteminde haklı olduğu, muhasebe müdürünün senelik iznini kullandığı için görevinin başında olmadığı, sonra da uygun bir zaman ayarlanamadığı tarafımızca tespit edilmiştir. Kızılot işinde son derece başarılı ve uzman bir kişidir. Çok yoğun bir tempoda çalışmasına rağmen kulüp menfaatlerinin korunması için yönetim kurulu üyeliği ve mali asbaşkanlık görevini kabul etmiş, tarafımıza danışmanlık yaparak, kulüp muhasebemizin düzene girmesi için büyük gayret ve emek sarf etmiştir."

Rakibini ’pop yıldızı’na benzetti 46 bin ihracatçının ’patronu’ oldu

Rakibini ’pop yıldızı’na benzetti 46 bin ihracatçının ’patronu’ oldu




Rakibini ’pop yıldızı’na benzetti 46 bin ihracatçının ’patronu’ oldu
Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanlığı’na 201 oyla Mehmet Büyükeşki seçildi. Büyükekşi, seçim öncesi konuşmasında, rakibi Adnan Dalgakıran’ın tavrını "Bizler pop star ya da siyasetçi değiliz, iş adamıyız" diye eleştirdi. Büyükekşi, Türkiye’nin ihracatının yeni patronu olurken, İsmail Gülle İcra Komitesi’ne bile giremedi.

TÜRKİYE’deki yaklaşık 46 bin ihracatçı şirketin çatı örgütü konumundaki Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) başkanlığına önceki yönetimde Başkanvekili ve İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı olan Mehmet Büyükekşi seçildi. Aldığı 221 oyla 344 delegeli TİM’de Okan Oğuz ve Oğuz Satıcı’dan sonra üçüncü başkan olmayı başaran Mehmet Büyükekşi’nin açık ara seçilmesinde, İstanbullu tekstilcilerin başkan adayı olması beklenen İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle’nin TİM İcra Komitesi’ne seçilememesi etkili oldu. Gülle, böylece başkanlığa adaylığını da koyamadı. Özellikle İstanbullu tekstilci delegeler Gülle’nin aday olamaması üzerine Mehmet Büyükekşi’ye oy verdi. Ayrıca Büyükekşi’nin karşısına yeni aday da çıkmayınca Başkanlık yarış Orta Anadolu Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği (OAİB) Başkanı Adnan Dalgakıran ile Büyükekşi arasında geçti. Dalgakıran da 125 TİM delegesinin oyunu almayı başardı.

Biz meslek örgütüyüz

Seçim öncesinde, TİM delegelerine önce başkan adaylarından OAİB Başkanı Adnan Dalgakıran hitap etti. Dalgakıran, "Benim bir hedefim, programım var dedim ve TİM üyelerine manifesto gönderdim. Bu diğer adaylara da örnek oldu. Bu dönemden memnun olsaydım bugün bu kürsüde olmazdım. Benim vaadim canlı, heyecanlı, gündem oluşturan, kavga etmeyen ama hakkını arayan TİM" dedi. Mehmet Büyükekşi ise bu konuşma sonrasında çıktığı kürsüden, "Kendini ve haddinibilmek lazım. Biz bir meslek örgütüyüz. Bakanlık ya da kanun koyucu değiliz. Sorun değil, çözüm üretmeliyiz. Bizler popstar ya da siyasetçi de değiliz, işadamıyız. Yaptırım gücümüz sadece baskı gücümüzden gelir" yanıtı verdi. Büyükekşi, TİM’de başkan olmak için tecrübenin çok önemli olduğunu vurguladı ve "17 yıldır bu örgütlerdeyim. 13 hükümet ve onlarca bakanla çalıştım. Tecrübe çok önemli" dedi.

Kahyaoğlu da elendi

TİM’de başkan adayı olduğunu ilk açıklayan isimlerden olan ancak daha sonra Adnan Dalgakıran lehine çekilmesi beklenen İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Başkanı Ali Kahyaoğlu da TİM İcra Komitesi’ne seçilemediği için aday olamadı. Kahyaoğlu, maden sektörünün icra komitesi seçiminde Arslan Osman Erdinç ve Mehmet YLunus Şahin ile birlikte 6’şar oy aldı. Çekilen kur’a sonucu asil icra komitesi üyeliğini Arslan Osman Erdinç kazandı.

Oğuz Satıcı, ’7 yılda yüzde 500’le veda etti

TİM Başkanlığı’na 18 Temmuz 2001’de seçilen Oğuz Satıcı, 7 yıllık başkanlık koltuğu için bu genel kurul öncesi aday olmayacağını açıklamıştı. Oğuz Satıcı’nın başkanlık döneminde Türkiye’nin yıllık ihracatı yüzde 500 oranında artarak 130 milyar dolar sınırını da geçti. Genel Kurul’da bir veda konuşması yapan Satıcı şunları söyledi: "Allah herkese böyle bir veda konuşması nasip etsin. Ankara’daki genel kurulda başkan seçildiğimde sayın Tüzmen müsteşardı. Başkanlığı Okan Oğuz’dan almıştım. Ben daima Türk girişimcisine, onun yapabilme kudretine inandım. Morallerimizin bozulduğu anlar oldu ama size ve Türkiye’mize olan inancımı hiç kaybetmedim. Elbette ben de çok hatalar yaptım. Ancak hiçbir hatam taammüden (bilerek) kendi çıkarımı düşünerek olmadı. 36 yaşında koltuğua oturdum, 43 yaşımda gidiyorum."

Mehmet Büyükekşi kimdir

TİM Başkanlığı’na seçilen Mehmet Büyükekşi 1961’de Gaziantep’de doğdu. 1984’te Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ni bitiren Büyükekşi, 2000 ve 2006 yılları arasında İTKİB Deri ve Deri Mamulleri İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinde bulundu. 6 yıl Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği Başkanlığı da yapan Büyükekşi, halen İSO Sayman Yönetim Kurulu Üyeliği, Eximbank Yönetim Kurulu Üyeliği, THY Yönetim Kurulu Üyeliği de dahil çok sayıda görevi de yürütüyor. Büyükekşi, Ziylan Şirketler Gurubu Genel Koordinatörü olarak görev yapıyor.

TİM’de İcra Komitesi’ne kimler girebildi

Ağaç Mamülleri ve Orman Ürünleri: M. Bülent Aymen

Canlı Hayvan Su Ürünleri ve Mamülleri:

Ahmet Sagun

Çimento ve Toprak Ürünleri:

İ. Ali Özinönü

Değerli Maden ve Mücevherat:

İnan altınbaş

Demir Çelik: Mustafa Çıkrıkçıoğlu

Demir ve Demirdışı Metaller:

Adnan Ersoy Ulubaş

Deri ve Mamülleri: Mehmet Büyükekşi

Elektrik elektronik Makine Sanayi:

Güven Uçkan

Fındık ve Mamülleri: Dursun Oğuz Gürsoy

Halı: Suat Terzioğlu

Hazır Giyim ve Konfeksiyon: Jak Eskinazi

Hububat Bakliyat Yağlı Tohum:

Mahmut Aslan

Kesme Çiçek: Osman Bağdatlıoğlu

Kimyevi Maddeler ve Mamülleri:

Hüseyin Nakiboğlu

Kuru Meyve ve Mamülleri: Eliya Alharal

Maden: Arsal Osman Erdinç

Makine ve Aksamları: Adnan Dalgakıran

Meyve ve Sebve Mamülleri:

Kamuran Merzeci

Taşıt Araçları ve Yan Sanayi:

Burak Arkan

Tekstil ve Hammaddeleri: İbrahim Burkay

Tütün: Ersin Tezol

Yaş Meyve Sebze: Mustafa Satıcı

Zeytin ve Zeytinyağı: Ali Nedim Güreli

Türkiye ’su stresi’ çekiyor yakında ’yoksul’ da olacak

Türkiye ’su stresi’ çekiyor yakında ’yoksul’ da olacak




Türkiye ’su stresi’ çekiyor yakında ’yoksul’ da olacak
TÜSİAD tarafından hazırlanan su raporlarında, ’Türkiye su zengini’ savının yanlışlığına dikkat çekilerek, TÜİK verilerine göre 1700 metreküp kişi başına su ile Türkiye’nin ’su stresi çeken’ ülkeler arasında yer aldığına dikkat çekildi.

"Su petrolden değerli olacak" uyarısı yapan TÜSİAD, bu doğal kaynağa sahip çıkılarak iyi yönetilmesini istedi.

TÜRK Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) dün kamuoyu ile iki rapor birden paylaşarak, ’su’ konusunu gündeme taşıdı. "Sürdürülebilir Su Yönetimi" konulu konferansta "Türkiye’de Su Yönetiminin Durumu: Sorunlar ve Öneriler" ve "Şebeke Suyu Hizmetlerinde Özel Sektör Katılım: Dünya Uygulamaları Işığında Türkiye için Model Tartışması" başlıklı raporlarını tanıtan TÜSİAD, Türkiye’nin ’su zengini’ değil, ’su stresi’ içinde olduğunu, elindeki kaynakları kullanamazsa 2030’da ’su fakiri’ olacağı uyarıları yapıldı. TÜSİAD, raporlarında, gelecek dönemlerde petrolden bile önemli bir doğal kaynak olacağı düşünülen suya, ’sahip çıkılmasını’ isteyerek, suyun ülke ihtiyaçları ve menfaatleri gözetilerek kullanılması ve yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Raporlarda şu noktalara dikkat çekildi:

Su stresi çekiyoruz

Türkiye’de kişi başına düşen teknik ve ekonomik olarak kullanılabilir yıllık su miktarı 1500-1735 metreküp civarında. TÜİK verilerine göre de 1700 metreküp. Bu büyüklükle Türkiye su kısıtı yaşayan bir ülke konumuna giriyor. Yılda kişi başı 1000 metreküpün altında su kullanan ülkeler su fakiri. 1000-3000 metreküp arasında su kullananlar su kısıtı su stresi çeken ülke. 10 bin metreküpün üzerinde su tüketenler ise su zengini ülkeler olarak nitelendiriliyor.

Türkiye için 2030 yılı ve 100 milyon nüfus öngörüsüyle, bu değerin 1000 metreküp/kişi yılın altına düşebileceği ileri sürülüyor. Bunun sonucu olarak Türkiye’nin su fakiri ülke konumuna gerileyeceği öngörülüyor.

Potansiyelin yüzde 30’u

Kıtalar ölçeğinde bakıldığında da Türkiye’nin sanılanın aksine su zengini olmadığı görülüyor. BM verilerine göre, kişi başına kullanılabilir su potansiyeli bakımından Türkiye 182 ülke arasında 103’üncü. Mevcut durumda su potansiyelimizin ancak yüzde 30’u kullanıma sunuluyor. Su potansiyelinin tümünün kullanılması için çok ciddi miktarda yatırıma gereksinim duyuluyor.

Türkiye’de geniş kapsamlı bir su yasasına ihtiyaç var. Ancak bu veya benzeri yasalar çıkartılırken, merkezi hükümet ile yerel yönetimlere ait dengeler gözetilmeli, yetki ve sorumluklar iyi analiz edilerek "su" bir siyasal güç-baskı enstrümanına dönüştürülmemeli.

Silahtan daha çok suya yatırım gerekiyor

DÜNYA Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon, 5’inci Dünya Su Forumu’nun mart 2009’da İstanbul’da düzenleneceğini hatırlatırken, "Hükümetlerin bugün suyun arıtılması ve kaliteli su kullanılması için silahlara olduğundan daha fazla yatırım yapılması konusunda ikna edilmesi gerekiyor" dedi.

2050’de her 4 kişiden biri içme suyu bulamayacak

RAHATSIZLIĞI nedeniyle konferansa katılamayan, ancak konuşması Yönetim Kurulu Üyesi Erdal Karamercan tarafından okunan TÜSİAD Arzuhan Doğan Yalçındağ da, şu noktalara dikkat çekti: "Dünyadaki ve ülkemizdeki su kısıtı giderek daha vahim bir hal alıyor. Dünyada 40 ülkede 2 milyardan fazla insanın su sıkıntısı çektiği ve 1.1 milyar insanın da yeterli su kaynaklarına ulaşamadığını belirtiliyor. İyimser bir tahminle 2050’de her 4 kişiden birisinin yeterli içme suyuna ulaşamayacağı öngörülüyor. Maalesef, ülkemizde su kaynaklarımızı etkin kullandığımız ve yönettiğimiz söylenemez. Dünyada artık şebeke suyu hizmetlerindeki, şebeke suyu hizmetlerine özel sektörün katılımı seçeneği gündemde. Türkiye’de de uygun düzenleme, politika yapıcı kurumlar eşgüdümünde, bu hizmet özel sektörün kullanımına açılmalı."

Eroğlu: Şehir sularını özel sektöre açabiliriz

ÇEVRE ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, "Türkiye’de su sıkıntısı yoktur. Sıkıntı, yatırımların zamanında yapılmamasıdır" derken, özel sektörden destek istedi. TÜSİAD tarafından düzenlenen konferansa katılan Eroğlu, "Hidroelektrik santrallarının yanı sıra şehirlerin içme ve kullanma suyu dağıtma, faturalama ve işletmesinin özelleştirilmesi mümkün. Bu konuda da iş adamlarından destek bekliyoruz" diye konuştu. Eroğlu, "Yap-işlet-devret kanununda çeşitli kolaylıklar getirdik. İş adamlarından beklentim, sulama projeleri yapmaları. Devlet garantisi altında sulama tesislerini ihale ediyoruz" derken, kendi yaptıkları çalışmalar hakkında da şu bilgileri verdi: "İçme ve Kullanma Suyu Eylem Planı hazırladık. 81 ilin nüfus, ihtiyaç ve kaynaklarını inceledik. Bu 2040’a kadar devam edecek bir süreç. İlk kademede, 2023 yılına kadar hiçbir şehrin ve köyün susuz kalmaması hedefleniyor."

Tartışılan ’antepfıstığı arazisi’ 2008’in vergi rekortmenini çıkaracak

Tartışılan ’antepfıstığı arazisi’ 2008’in vergi rekortmenini çıkaracak


Mustafa KUTLAY

Tartışılan ’antepfıstığı arazisi’ 2008’in vergi rekortmenini çıkaracak
Gaziantep’te, fıstık kültür sahasını, 14 milyon YTL’ye alarak 3 gün içinde 87.5 milyon YTL’ye sattığı iddia edilen Nuri Üysen, elde ettiği 73.5 milyon YTL’lik gelir üzerinden 25.7 milyon YTL gelir vergisi ödeyecek.

2007’de Aydın Doğan 10.4 milyon YTL ile Türkiye gelir vergisi rekortmeni olmuştu. 2008’de bir sürpriz olmazsa, Üysen açık farkla gelir vergisi rekortmeni olabilecek.

GAZİANTEP’te, ’Tarım Bakanlığı Antep Fıstığı Kültür Sahası’ olarak görünen 119 bin metrekarelik arsayı 19 varisten toplam 14 milyon YTL’ye alıp, 3 gün sonra Almanya merkezli Prime Development (PD) adlı şirkete 87.5 milyon YTL’ye sattığı iddia edilen Hataylı işadamı Nuri Üysen’in bu kárlı işlem sayesinde Türkiye gelir vergisi rekortmeni olabilecek. Çünkü, Üysen 3 gün içinde bu arsanın satışından elde ettiği 73.5 milyon YTL üzerinden yüzde 35 oranında, yani 25.7 milyon YTL gelir vergisi ödeyecek.

Açık farkla rekor

Gaziantep’te yaptığı bu kárlı arsa alışverişinin Hataylı işadamı Nuri Üysen’i, 2009 yılında verilecek olan 2008 yılı gelir vergisi beyannameleri ile Türkiye gelir vergisi rekortmenliğine taşıması gerekiyor. 2008 yılında, 2007 yılı gelirleri üzerinden açıklanan Türkiye gelir vergisi rekortmenleri sıralamasında Aydın Doğan, 10 milyon 451 bin YTL’lik gelir vergisi ile rekortmen olmuştu. Önümüzdeki yıl sadece Gaziantep’teki arsa satışı bile Üysen’in 25.7 milyon YTL’lik gelir vergisi ile açık ara farkla rekortmen olacağını gösteriyor. Üysen’in mükellef olduğu Hatay’da, 2007 yılı gelir vergisi rekortmeni 1.2 milyon YTL ile Recep Atakaş adlı işadamıydı. Üysen’in ismi ise Hatay’da yüksek vergi ödeyen mükellefler arasında görünmüyor.

Neler olmuştu/_np/4951/6394951.jpg

Hataylı Nuri Üysen, imar planında ’Tarım Bakanlığı Antep Fıstığı Kültür Sahası’ olarak görünen, merkez Şehitkamil İlçesi Güvenevler Mahallesi Pafta 8-10, ada-3554 ve parsel 313’e kayıtlı 45 varisli 119 bin 920 metrekarelik arsayı 12 Şubat 2008’de varislerinden toplam 14 milyon YTL’ye satın aldı. 15 Şubat 2008’de aynı yeri alışveriş merkezleri kuran Almanya’da faaliyet gösteren ’PD Tree Gayrimenkul Yatırım Şirketi’ne 87.5 milyon YTL’ye sattı.

Yüzde 55’i belediyeye

32 yıldır tarımsal alan statüsünden çıkıp değerlenmesini bekledikleri ve defalarca imar tadilat talepleri geri çevrilen arsanın ilk sahipleri bu yerde neler olacağını merakla beklerken, arsayı alıp sonra da satan Üysen, PD Three Gayrimenkul Yatırım’ın vekili olarak Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne 6 Mart 2008’de başvurarak, arsanın ’yoğunluklu ticari alana’ dönüştürülmesi isteğinde bulundu. Belediye yetkilileri ile ön görüşmelerde, 119 bin 920 metrekarelik alanın yüzde 55’inin, yapılacak imar değişikliği ile kazanılacak değere karşılık Büyükşehir Belediyesi’ne bağışlanması kararlaştırıldı. Nuri Üysen, olayı doğrularken, belediyeden imar değişikli garantisi aldıkları için bu işe girdiğini söylemişti. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin, 3 günde 73.5 milyon YTL rant elde edildiği iddialarıyla gündeme gelen arsayla ilgili 1/1000’lik imar tadilatı talebi, Şehitkamil İlçe Belediye Meclisi’nin son oturumunda gündemden çekildi.

Üysen, 2004’te AKP aday adayı

GAZİANTEP’te, arsa alım satımından 3 günde 73.5 milyon YTL kazanan Hataylı işadamı Nuri Üysen, 2004 yılında yapılan yerel seçimlerde AKP’’nin Hatay’ın İskenderun ilçesi için belirlediği belediye başkan aday adayları arasındaydı. Üysen’in AKP’nin aday adayı olduğu hakkındaki haberler, o tarihlerde sadece yerel basında değil, Zaman Gazetesi gibi Türkiye genelinde yayın yapan gazetelerde de yer almıştı.

Üysen: Arsayı satan razı, alan razı, şikáyet eden de yok

GAZİANTEP’teki arsa ile ilgili çıkan haberlerin doğru olmadığını, satış rakamlarının da basına yansıdığından çok farklı olduğunu savunan Nuri Üysen, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın hafta sonunda bu konuda bir açıklama yapacağını söyledi. "Başbakan bombayı patlatacak. Bakalım o zaman bunları yazanlar ne diyecek. Şu anda ortağım Prime Develepment firması bana konuşma yasağı koydu. Bu yüzden artık bu konuda özellikle basına bilgi vermemem gerekiyor. Herkes, Gaziantep gerçeğini öğrenmek için hafta sonu Başbakan’ın açıklamalarını beklesin " diyen Üysen, şöyle devam etti:

"Diyelim ki, gazetelerde yazılan rakamlarla ben o arsayı alıp sattım. Burada arsayı bana satanların bir şikayeti var mı. Yok. Alanların bir şikayeti var mı? O da yok. Ben arsayı alıp devlete mi satmışım? Hayır. Arsayı alıp bir Alman firmasına satmışım. Sonuçta bu arsa satışından devlet vergi kazanacak."

Tadilatsız yapılan yok

Türkiye’deki tüm alışveriş merkezlerinin plan tadilatı yapıldıktan sonra inşaa edildiğini savunan Nuri Üney, "Bir arıştırın bakalım. Türkiye genelinde imar planınıda değişiklik yapılmadan inşaa edilen tek bir alışveriş merkezi var mı. Yok. Çünkü hiçbir arsa, arazi, bir alışveriş merkezinin gerektirdiği imar durumuna sahip değil. Bu yüzden de tüm imar planları eğer o arsaya alışveriş merkezi yapılacak ise değiştirilmek zorunda. Bugüne kadar böyle de oldu."

Gaziantep’deki arsayı sattığı Alman Prime Development (PD) firması ile birlikte Hatay’ın İskenderun ilçesinde de bir alışveriş merkezinin temelini attıklarını belirten Üney, "Antakya ve Gaziantep’te de bu firma ile birlikte yatırımlarımız olacaktı. Ancak, bu işin siyasi malzeme yapılmasından onlar da çok rahatsız oldu. Ve şimdi temeli atılan İskenderun’daki dışındaki projeler riske girdi" dedi.

Arsa satışına 21 itiraz geldi ama kimse dinlemedi

NURİ Üysen’in imar tadilatı yapılması şartıyla bağış yapma teklifi Gaziantep Büyükşehir Belediye Encümeni’nin 11.03.2008 tarih ve 308 sayılı kararıyla kabul edilip, daha sonra da yasa ve yönetmelik hükümlerine göre ilçe belediyesini ilgilendiren meclis kararları ve söz konusu alanın tarım alanından ticari alana dönüştürülmesi kararları alındı. Bu kararlarla Büyükşehir Belediyesi’ne kalan arsanın yüzde 55’nin yüzde 27.5’i Şehitkamil İlçe Belediyesi’ne intikal ettirildi. Tüm bu işlemler bir ay içinde hızla tamamlandı. Karar askıdayken 21 farklı konuda itirazlar olduysa da, belediye meclisi itirazları yerinde görmedi. Bunun üzerine CHP İl Başkanlığı imar plan değişikliğinin iptali istemiyle Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi’ne dava açtı.

Akbank’a dövizde en iyi banka ödülü

Akbank’a dövizde en iyi banka ödülü







ULUSLARARASI finans piyasalarının önde gelen dergisi Global Finance Akbank’ı üst üste 4’üncü kez döviz işlemlerinde "Türkiye’nin En İyi Bankası" seçti. Global Finance’in 82 ülkede düzenlediği "Dünyanın Döviz İşlemlerinde En İyi Bankası 2008" anketinin tüm dünyada iş dünyasına ve yatırımcılara en hızlı, en güvenilir, en uygun maliyetle hizmet veren döviz işlemleri kurumlarını belirleme ve ödüllendirme amacını taşıdığı belirtildi. Açıklamada, derginin editörleri tarafından, sektör analistleri, üst düzey yöneticiler ve teknoloji uzmanlarının katkılarıyla yapılan değerlendirme sonucunda Akbank’ın söz konusu kriterlerdeki başarılı performansı nedeniyle bu yıl 4’üncü kez "Türkiye’nin Döviz İşlemlerinde En İyi Bankası" seçildiği belirtildi.

Palmali-Socar Tekfen İnşaat’ın yarısını alıyor

Palmali-Socar Tekfen İnşaat’ın yarısını alıyor


Tolga ÖZBEK

Palmali-Socar Tekfen İnşaat’ın yarısını alıyor
Tekfenat’ın yüzde 50’sinin, Azeri Palmali ve Azerbaycan devlet petrol şirketi Socar tarafından 520 milyon dolara satın alındığı öğrenildi.

Bu anlaşma karşılığında Palmali ve Socar ortaklığı, beş yıl boyunca Tekfen İnşaat’a 37 milyar dolarlık inşaat işi verecek.

AZERİ Palmali ve Azerbaycan devlet petrol şirketi Socar’ın, Tekfen İnşaat’ın yüzde 50’sini satın aldığı öğrenildi. Tekfen İnşaat ve Tesisat A.Ş.’nin yüzde 50 hissesini Azerbaycanlı Palmali Grup ve Azerbaycanlı Socar’ın 520 milyon dolara satın aldığı belirtiliyor.

37 milyar dolarlık iş

Bugün İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’na (İMKB) bildirilecek satın alma işlemiyle Tekfen Grubu, Azeri ortaklarıyla yoluna devam edecek. Bu anlaşma karşılığında Palmali ve Socar ortaklığı, beş yıl boyunca Tekfen İnşaat’a 37 milyar dolarlık inşaat işi verecek. Toplam beş yıl sürecek inşaat işleri arasında Azerbaycan ve Türkiye ağırlıklı olmak üzere tüm dünyada petrol alanındaki inşaat işleri de yer alıyor. Tekfen Grubu, rafineri, petrol kimya tesisleri, inşa ve yapım işlerinin hepsini gerçekleştirecek.

Türkiye üs olacak

Palmali’nin sahibi Azeri kökenli genç işadamı Mubariz Mansimov. Mansimov, Petrol taşımacılığından liman işletmeciliğine, futbol kulübü sahipliğinden inşaatçılığa kadar pek çok işle uğraşıyor. Azeri işadamı Mübariz Mansimov’un kurduğu dünyanın önde gelen tanker gemi filolarından birine sahip Palmali Holding, önümüzdeki yıllarda 1.3 milyar dolarlık yatırımla Türk bayraklı gemi filosunu büyüterek, 2008’de merkezini Malta’dan İstanbul’a taşıyacağını açıklamıştı. Palmali’nin halen filosunda 116’sı petrol taşıma tankeri, 14’ü de kuru yük olmak üzere toplam 130 gemisi bulunuyor.

300 projeye imza attı

Boru hattı ve petrol platformu olmak üzere 300’e yakın büyük projeye imza atan ve Fas’ın tek rafinerisi olan Samir’in yenileme inşaatını sürdüren Tekfen Taahhüt Grubu, mühendislik, malzeme tedariki ve inşaat işlerinin bütününü kapsayan "anahtar teslim müteahhitliğe" yoğunlaşıyor. Tekfen, Petkim ihalesini Turcas Grubu’yla birlikte kazanan Socar’ın ortakları arasında yer aldığı Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının inşaatını da gerçekleştirmişti. Socar Türkiye’deki ortağı Turcas ile birlikte Ceyhan’da rafineri kurmak için Enerji Piyasası Denetleme Kurulu’ndan (EPDK izin almıştı. Tekfen Holding’ten 2007 yılı kasım ayında yapılan açıklamada da Ceyhan’da kurulacak bir rafineride yüzde 10 pay sahibi olunmasının planlandığı ifade edilmişti.

Atak, Roketsan’la vuracak

Atak, Roketsan’la vuracak




Atak, Roketsan’la vuracak
Türk savunma sanayinin son yıllardaki en büyük ortak üretim projeleri arasında yer alan Atak savaş helikopterlerinin füze sistemleri üretimini üstlenen Roketsan’da ilk etap çalışmaları tamamlandı.

29 Eylül 2005 tarihinde imzalanan Umtas Projesi Dönem-1 (Tasarım Dönemi) Sözleşmesi kapsamında sistemin ürün geliştirme safhasını oluşturan ikinci etap çalışmaların Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ile Roketsan arasında 31 Temmuz’da imzalanan ayrı bir sözleşme kapsamında yürütüldüğü öğrenildi. Proje ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin uzun vadeli ihtiyacı için üretimi planlanan T129 taktik-taarruz helikopterlerinin uzun menzilli güdümlü tanksavar füzesi ihtiyacı Roketsan tesislerinde tamamen yerli imkanlarla üretilmiş olacak. Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından 2005 yılında başlatılan ve Roketsan’ın ana yüklenici olarak görev aldığı bu proje ile Türkiye, ilk yerli tasarım tanksavar füze üretimini de böylece gerçekleştirmiş olacak. Programa göre, uzun menzilli tanksavar füzelerinin Roketsan tesislerinde, T129 taarruz helikopterleri ile eş zamanlı olarak hizmete girmesi hedefleniyor.

Hükümet, yeni ekonomik hamle başlatmalı

Hükümet, yeni ekonomik hamle başlatmalı




Hükümet, yeni ekonomik hamle başlatmalı
İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkan Vekili Ahmet Akbalık, daha fazla gecikmeden yeni bir ekonomik hamle başlatılması gerektiğini kaydetti.

Akbalık, yeni hamlede sektörler arası entegrasyon, sektörel ve bölgesel teşvikler, asgari ücretin arz talep dengesine bırakılması, kullanılabilir enerji fiyatı politikasının uygulanması gibi konuların çok önemli olduğuna dikkati çekti. Akbalık, Merkez Bankası’nın sadece hükümetin ve kendi politikalarını gerçekleştiren bir kurum olmaktan çıkarılarak gerçek anlamda özerk yapıya kavuşturulması ve bünyesinde yer alan Para Kurulunda, sadece kamudan değil sivil toplum örgütleri, bankalar, ihracatçı birlikleri, sanayi ve ticari kesim temsilcilerinin de bulunması gerektiğini savundu. Son günlerde mevcut ekonomik şartların düzeltilmesi yönünde bir arayış başladığını ifade eden Akbalık, bu arayışı tetikleyen en önemli unsurun, sanayi ve ekonomi politikasının iyi gitmediğini gösteren sinyaller olduğunu öne sürdü.

İTO: Sağlıktaki ’devrimler’e gölge düştü

İTO: Sağlıktaki ’devrimler’e gölge düştü




İTO: Sağlıktaki ’devrimler’e gölge düştü
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Murat Yalçıntaş, 1 Temmuz’da yayınlanan genelge ile özel hastanelerin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) mensuplarının tedavileri karşılığında alacakları katkı payının yüzde 30 ile sınırlandırılmasının ciddi sıkıntılara sebep olduğunu belirtti.

İTO Başkanı Yalçıntaş yaptığı açıklamada, özel hastanelerin SGK mensuplarından alacağı katkı payını yüzde 30’la sınırlandıran uygulamayı eleştirdi. Yüzde 30 katkı payı ile vatandaşların sağlık hizmetlerine daha ucuz yoldan ulaşmasının hedeflendiğini belirten Yalçıntaş, son dönemde büyük yatırım yapan ve binlerce kişiye istihdam sağlayan özel sağlık sektörü yatırımlarının söz konusu oranla işin altında kalkamayacağını savundu. Yalçıntaş, "Özel hastanelerin maliyetleri, yatırım kapasiteleri ile bulundurdukları tıbbi cihazlar dikkate alınarak fiyat belirlenmesi daha doğru olacaktır" dedi.

Gölge düştü

Hükümetin sağlıkta ilaçların her eczaneden alınması, kamu hastanelerinin birleştirilmesi gibi devrim niteliğinde uygulamalar yaptığını dile getiren Yalçıntaş, son genelge ile bu hizmetlere gölge düştüğünü kaydetti. Yalçıntaş, "SGK devlet hastaneleri için geçerli ücret tarifelerini özel hastanelere uygulamış ve hastalardan alınan farkı yüzde 30’la sınırlandırmıştır. Bu tarihten itibaren sağlıkta tartışma yaşanmaya başlanmıştır. Nitekim birçok büyük hastane SGK mensuplarına hizmet vermeyi durdurmuştur" diye konuştu. SGK tarifesinin gerçekte kamu hastaneleri için çıkarıldığını söyleyen Yalçıntaş, devlet hastanelerinin doktor, personel maaşı, bina ve ekipman yatırımlarını genel bütçeden almalarına karşın, özel hastanelerin tüm yatırımlarını kendi imkanlarıyla yaptıklarını kaydetti. Yalçıntaş, son uygulamadaki fiyat tarifesine de değinerek, "Poliklinik muayene ücreti 15.5 YTL olarak uygulanıyor. Bunun gibi birçok teşhis ve tedavi fiyatları da günümüz şartlarıyla örtüşmüyor. Öte yandan, tedavi ücretlerini SGK’den 90 günde alabilen özel sağlık kuruluşları, çalışanlarının maaşlarını ise her ay ödemek zorundalar. Bu şartlar altında bu kuruluşların layıkıyla hizmet vermesine imkan yoktur" dedi.

AB’ye uyum reformları yabancıların sigorta sektörüne ilgisini artırdı

AB’ye uyum reformları yabancıların sigorta sektörüne ilgisini artırdı




AB’ye uyum reformları yabancıların sigorta sektörüne ilgisini artırdı
Sigorta Şirketleri Birliği Başkanı Hulusi Taşkıran, AB uyum süreci kapsamında gerçekleştirilen reformların yabancı yatırımcıların sigortacılığa ilgisini artırdığını, 2007 sonu itibariyle yabancı sermayenin payının sektörde yüzde 39.2’ye yükseldiğini söyledi.

TÜRKİYE Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği (TSRŞB) Başkanı Hulusi Taşkıran, son yıllarda yabancı sermayenin Türk sigorta pazarına ilgisinin arttığını ve bu ilginin devam edeceğini söyledi. Hulusi Taşkıran, Türk ekonomisinde yaşanan olumlu gelişmelerin, Avrupa Birliği (AB) uyum süreci kapsamında gerçekleştirilen reformların ve ülkenin sahip olduğu genç nüfusun yabancı yatırımcıların gözünde Türkiye’yi yatırım yapabilecek bir pazar haline getirdiğini belirtti. Taşkıran, uluslararası finansal aktörlerin serbestçe hareket ettiği bir ortamda 2006 yılında Türk sigorta sektöründe yaşanan birleşmeler ve satın almaların neticesinde yabancı sermaye girişinde önemli bir artış olduğunu, 2007 yılında da bunun devam ettiğini kaydetti. Hulusi Taşkıran, geçen yılın ilk çeyreğinden itibaren de sektöre yabancı sermaye girişinde önemli artış gözlendiğini ifade ederek, şunları söyledi: "Groupama Int., HDI Int., Ergo Group, Liberty Mutual Group, Coface, Atradius, Eureko, BNP Paribas, TBIH Financial, Mapre gibi birçok uluslararası sigorta grubu Türk sigorta sektöründe faaliyet göstermeye başlamıştır. Bu artışın sonucu olarak, 2006 yıl sonu verilerine göre toplam sermaye içinde yabancı ve yabancı ortaklı şirketlerin payı yüzde 25.8 iken bu oran 2007 yıl sonu itibariyle yüzde 39.2’ye yükselmiştir."

GSMH içindeki pay düşük

Hulusi Taşkıran, son dönemlerde Gayri Milli Safi Hasıla’da (GSMH) yaşanan istikrarlı büyüme, AB uyum süreci kapsamında gerçekleştirilen reformların yabancı sermaye ilgisini Türkiye’ye yönelttiğine de değinerek, uzun zamandan beri sektörde eksikliği hissedilen yasal düzenlemelerin AB’deki düzenlemeler dikkate alınarak, çıkartılması sonrasında Türk sigorta sektörünün de bu ilgiden payını aldığını söyledi. Bugün için kişi başına düşen gelirin gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında düşük olması ve ilerleyen dönemlerde gelirin artacağının, bu sayede de tasarruflarda yaşanan artışın sigorta sektörüne yöneleceği beklentisinin yabancı sermayeyi Türk pazarına çektiğinin altını çizen Taşkıran, "Ayrıca sigorta sektörünün GSMH içindeki payının gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında düşük olması, gerekse sigortalanabilir menfaatlerin çok düşük bir kısmının sigortalanmış olması da bu ilgiyi artıran sebepler arasındadır" şeklinde konuştu.

Enflasyon üzeri büyüme

TSRŞB Başkanı Hulusi Taşkıran, sigorta sektörünün bugünkü konumuna da değinerek, sektörün son beş yıllık gelişimine bakıldığında sürekli enflasyonun üzerinde gelişme gösterdiğine dikkat çekti. Taşkıran, 2003 yılında 5.083 milyon YTL olan toplam prim üretiminin 2007 yılı sonunda 10.931 milyon YTL’ye yükseldiğini, aynı şekilde 17.8 milyon adet olan poliçe sayının da 2007 yılı sonunda 34.3 milyon adete çıktığını kaydetti. Taşkıran, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Primdeki bu gelişime rağmen Türkiye’de teknik kárlılık istenen düzeyde değildir. Özellikle prim üretiminin yoğunlaştığı kasko ve trafik sigortalarında istenen sonuçlara ulaşılamamaktadır."

Sigortacılık 2000’li yılların gözde mesleği

TSRŞB Başkanı Hulusi Taşkıran, Sigorta Şirketleri Birliği olarak Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK ile sigorta eğitimi odaklı projeler üzerine görüşmeler yaptıklarını belirterek, şunları söyledi: "İhtiyaç analizleri çerçevesinde bu çalışmalar, daha ziyade meslek yüksekokulları kapsamında sigortacılığı meslek olarak algılanmasını sağlamak ve yaygınlaştırmak amacıyla yapılıyor. Eğitimli, nitelikli teknik personel yetiştirilmesini sağlamak, ülkemizde sigortacılığın 2000’li yılların gözde mesleklerinden kabul edilmesi gerçeği ile nitelikli çalışan sayısını artırıcı ve istihdam yaratıcı çalışmaları sürekli gündemde tutmaya çalışıyoruz."

TZOB: Hükümet fındıkta tüccarı memnun etti

TZOB: Hükümet fındıkta tüccarı memnun etti




TZOB: Hükümet fındıkta tüccarı memnun etti
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tüccarın Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) açıkladığı fındık fiyatından memnun olduğunu, üreticinin ise zora düştüğünü söyledi.

Bayraktar, "Tüccarın rakibi konumunda olan TMO, fındık fiyatı ve alım politikasını açıkladığında rahatsız olan tüccar değil çiftçi olmuştur. Çiftçinin ’kara gün dostu’ olması gereken TMO, çitçimize dostluğunu göstermeyerek onu üzmüş, tüccarı ise mutlu etmiştir" dedi. TZOB Başkanı Bayraktar, düzenlediği basın toplantısında "Türkiye Kanatlı Sektör Raporu"nu açıkladı. Bayraktar ayrıca fındık alım fiyatlarının açıklanmasından sonra yaşanan gelişmeler ve tarım sektörünün genel sorunlarını değerlendirdi. Bayraktar, açıklanan fiyatın tavan fiyat olduğunu, fındık fiyatında istikrarın sağlanamadığını dile getirerek, serbest piyasada kilo başına fiyatın 1,6 YTL kadar düştüğünü söyledi. TMO’nun kademeli fiyat uygulamasıyla arzı zamana yaymanın politikanın amaçlarından birisi olduğunu kaydeden Bayraktar, "Gerçekte TMO’ya ürün satmak üzere alınan randevuların yüzde 61’inin Eylül-Ekim aylarında olduğu görülmüştür. Çünkü meyilli arazilerde çok zor şartlarda emeğiyle, sermayesiyle üretim yapan, fındıktan başka geliri olmayan çiftçimiz, bankalara, esnafa, tüccara, toplayıcılara borçludur. Bu yüzden ürünü bir an önce satma çabasındadır" diye konuştu.

Müdahale amacına ulaşmadı

TMO’nun uygulanan politikadaki hata ve eksikliği gidermesi gerektiğini kaydeden Bayraktar, "Fındık ve mısır fiyatları TMO’nun açıkladığı fiyatın çok altına düşmüş, müdahale amacına ulaşmamıştır" dedi. Bayraktar, dünya üretiminde ve ihracatta lider olunan fındıkta istikrarlı bir politikaya ihtiyaç duyulduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "TMO açıkladığı fındık politikasıyla çiftçiyi perişan etmiş ve çiftçimiz tüccarın insafına bırakılmıştır. Devletin fedakarlığı boşa gitmiş, ülkemiz ve çiftçimiz kaybetmektedir. Fındığın dünya piyasalarındaki değeri, talep durumu ve üretim maliyeti dikkate alınarak TMO açıkladığı fiyatı yeniden gözden geçirilmelidir. TMO tüccar gibi peşin para ile piyasaya girmeli, üretici randevu almak ve ürün teslim etmek için kuyruklarda sefil olmamalıdır. Üretici teslimatta günlerce kuyrukta beklemekte, hızlı alım yapılarak bu durum önlenmelidir. Bunlar yapılmadığı takdirde tüccar fiyatları daha da aşağı çekecek ve üreticimiz çok daha kötü durumlara düşecektir."

Rusya sorununun maliyeti 500 milyon dolar

Rusya sorununun maliyeti 500 milyon dolar




Rusya sorununun maliyeti 500 milyon dolar
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Rusya’nın Türk ihraç ürünlerini bekletmesinden dolayı yaşananların maliyetinin şu ana kadar 500 milyon dolar olduğunu belirtti.

Tüzmen, 9 Eylül’de yapılacak Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Genel Kurulunda başkanlığa aday olanları kabulünde, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Tüzmen, Rusya ile gelinen noktanın sorulması üzerine, önlemlerin Bakanlar Kurulu’nun aldığı kararlar olmadığını, başka ülkelerde Türk ihraç ürünleri ile ilgili farklı uygulamalar varsa piyasa gözetimi ve denetimiyle ilgili kararları genel müdür, müsteşarlar seviyesinde yazışmalarla uyguladıklarını söyledi.

Sorun bitmedi

Rusya ile sıkıntının giderilmediğini anlatan Tüzmen, Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın İstanbul’da Rus Gümrük sorumlusu ile görüştüğünü söyledi. Tüzmen, Avrupa Birliği ile Rusya’nın varmış olduğu protokoldeki kararların, Türk ihracatçısı için de kabul edilebilecek kararlar olduğunu söyledi. Türk ihracatçılarına özel güçlükler çıkarılması durumunda, bunun Türkiye açısından kabul edilebilir olmayacağını kaydeden Tüzmen, şunları söyledi: "Türkiye’ye karşı uygulanan protokol aynı zamanda AB’nin aday ülkesi olduğumuz için de yapmış olduğumuz Gümrük Birliği anlaşması çerçevesinde de çok fazla hareket kabiliyeti vermez. Sonuçta Rusya, AB ile ne yaptıysa Türkiye ile de aynı şekilde yapmak zorunda. Aksi takdirde kabul etmemiz mümkün değildir bu süreci. İhracatçılardan aldığımız bilgiler doğrultusunda sorun hala devam ediyor."

TİM’de yarış kavgasız olsun

KÜRŞAD Tüzmen, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) 9 Eylül’de yapılacak genel kurulunda başkanlık için adaylığını açıklayan isimleri Ankara’ya çağırdı ve "Centilmence yarışın, kavga etmeyin" dedi. Tüzmen, camianın birlik ve bütünlük içinde olduğunu ve buna uygun bir seçim yarışı yapmaları gerektiğini anlattı. TİM başkan adaylarından İsmail Gülle, sonuç ne olursa olsun TİM’in kazanacağını söylerken Mehmet Büyükekşi de TİM’in bir tepe kuruluşu olduğunu, sorunları birliklerle birlikte çözeceklerini kaydetti. Adnan Dalgakıran ise sivil toplum örgütlerinin çalışmasıyla ilgili farklı görüşlere sahip olduğunu anlattı.

Boeing işçisi greve çıkıyor

Boeing işçisi greve çıkıyor







ABDli uçak şirketi Boeing’de çalışan teknisyenler ve işçiler, firmanın sözleşme önerisini reddederek grev kararı aldı. Uluslararası Teknisyenler ve Havacılık İşçileri Sendikası (IAMAW), Boeing’in teklifini reddeden teknisyen ve işçilerin önceki gün grev oylamasına gittiğini ve yüzde 87 oyla grevi desteklediğini açıkladı.

Tersanelere 6 aydır yabancı sipariş gelmiyor

Tersanelere 6 aydır yabancı sipariş gelmiyor


Şenol COŞKUNER / İSTANBUL




TÜRKİYE Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkan Vekili Halim Mete, Tuzla Tersanelerine ’gerekirse kapatırız’ ifadeleri nedeniyle son 6 aydır neredeyse hiç yabancı sipariş gelmediğini söyledi. İDO tarafından satın alınan Sirkeci-Harem araba vapurlarından Sadabat’ın hizmete alınma törenine katılan Mete, araba vapurlarını inşa eden Çeksan Tersanesi’ni tebrik ederek, şunları söyledi: "Ama biliyor musunuz Çeksan, işini yapamadığı gerekçesiyle kapatıldı, yeni açıldı. Bazen sayın bakanlarımızdan birisi çıkıyor ve ’gerekirse kapatırız’ diyor. Bu gemilerin yapılmış olduğu bölgeye 10 milyar dolarlık yatırım yapıldı. ’Kalk git’ dendiği zaman gidemeyecek durumdadır. 50 bin kişinin çalıştığı, 100 bin kişinin de dışarıda yan sanayisinde çalışanı olan sektörü biz elbirliğiyle iyileştirmek zorundayız."


TOKİ, Ataköy’de ’en güzel arsa’yı 650 milyon YTL’ye satışa çıkardı

TOKİ, Ataköy’de ’en güzel arsa’yı 650 milyon YTL’ye satışa çıkardı




TOKİ, Ataköy’de ’en güzel arsa’yı 650 milyon YTL’ye satışa çıkardı
Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Ataköy’de Dünya Göz Hastanesi ve Galleria Alışveriş Merkezi’nin bulunduğu arazinin satışı için düzenleyeceği ihaleyi iptal etmesinin hemen ardından yanındaki araziyi 650 milyon YTL muhammen bedelle ihaleye çıkaracağını açıkladı.

İstanbul’da bu kadar güzel başka bir arazi olmadığını dile getiren TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, ilk kez satışa çıkartılan bu arazinin Ataköy Konakları’nın önüne gelen bölümü için yeşil alan şartı koydu.

125 bin metrekare

TOKİ, gazetelere verdiği ilanda, Bakırköy-Ataköy sahil şeridindeki 124 bin 980 metrekare büyüklüğündeki araziyi satışa çıkardığını duyurdu. Galleria’nın da içinde bulunduğu 139 bin 251 metrekarelik arazi için yapılacakken ’adrese teslim’ eleştirileri üzerine iptal edilen ihalede 450 milyon YTL asgari bedel belirlenmişti. 23 Eylül’de satışa çıkarılacak araziye, yarısı yeşil alan olarak ayrılmasına karşın, 650 milyon YTL muhammen bedel belirlendi.

Uzun sahil şeridi

İlan duyurusuna göre, Ataköy Konakları ile Marmara Denizi arasında kalan 124 bin 980 metrekare büyüklüğündeki arsanın 68 bin metre karelik kısmı, sözleşmeye konacak özel madde ile park ve yeşil alan olarak düzenlenecek ve halkın kullanımına açılacak. Uzun bir sahil şeridine sahip arsanın bu bölümüne kapalı inşaat yapılamayacak. Atatürk Havalimanı’na 3 dakika mesafede, toplam inşaat alanı 249 bin 960 metre kare olarak belirlenen arsayı alan yatırımcılar üzerine otel, apart otel, gazino, marina, yat kulübü, alışveriş tesisleri, lokantalar, kongre tesisleri, akaryakıt satış üniteleri, sağlık kulübü, gösteri spor ve eğlence tesisleri kurabilecek. Ataköy sahil arsası satış ihalesi, TOKİ’nin Bilkent’te bulunan merkezinde 23 Eylül Salı günü gerçekleştirilecek.

Arsanın üzerini tamamen temizlediklerini ve imar planı sorunu da olmadığını dile getiren Bayraktar şunları söyledi: "Yerli ve yabancı yatırımcıların büyük ilgi göstermesini bekliyoruz. Halkalı’da yapılacak tema parkı ile ilgili ihaleye de gelecek hafta çıkmayı öngörüyoruz. TOKİ’nin kaynak sorunun çözmeye çalışıyoruz."
Kamu zarara uğradı

Daha önce yaptığı açıklamada, Galleria’nın da üzerinde bulunduğu arazideki tesislerin yıllık ortalama 2 milyon 200 bin YTL kira getirisi bulunduğunu belirten Bayraktar kalan kira süresi olan 30 yıllık olarak düşünüldüğünde TOKİ’nin bu sürede en fazla 66 milyon YTL kira bedeli tahsil edebileceğine işaret etmişti. Oysa ihale muhammen bedel olan 450 milyon YTL’den gerçekleşse dahi, bu tutarın bugünkü güncel faizlerle 30 yıllık getirisinin yaklaşık 60 milyar YTL olduğunu vurgulayan Bayraktar, ihalenin iptalinden, hem kamunun hem de idarenin zarara uğradığını söylemişti.

TÜBİTAK, Konya’daki ilk Bilim Merkezi’ne 12 milyon YTL verdi

TÜBİTAK, Konya’daki ilk Bilim Merkezi’ne 12 milyon YTL verdi




TÜBİTAK, Konya’daki ilk Bilim Merkezi’ne 12 milyon YTL verdi
Dünyada sayıları 1500’e ulaşan ve her yıl toplam 200 milyondan fazla kişinin ziyaret ettiği Bilim Merkezleri’nin Türkiye’deki ilk örneği Konya’da kurulacak.

En geç üç yıl içinde açılması planlanan merkez için TÜBİTAK 12 milyon YTL’lik destek sağlayacak. TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Nüket Yetiş, Türkiye’ye örnek olacak Konya’daki Bilim Merkezi’nin ardından, 2009 yılı ve sonrasında da yeni proje çağrıları yapılacağını söyledi. Yetiş, hedeflerinin Bilim Merkezleri aracılığıyla bilim kültürünü Türkiye’nin dört bir yanına taşımak olduğunu belirtti. Projenin imza töreni, Devlet Bakanı Mehmet Aydın, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Nüket Yetiş ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek’in katıldığı törenle TÜBİTAK’ın Ankara’daki merkezinde yapıldı.

Konya hak kazandı

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Türkiye’de bilime olan ilginin artırılması amacıyla açılmasına destek verdiği Bilim Merkezleri için 6 büyükşehirin projesinin değerlendirmeye aldı. Değerlendirme sonucunda Konya Büyükşehir Belediyesi, TÜBİTAK desteğiyle Türkiye’nin bir çok ilinde kurulması planlanan Bilim Merkezleri’nden ilkine ev sahipliği hakkı kazandı. Devlet Bakanı Mehmet Aydın, "TÜBİTAK dışından alanında uzman 5 isimden oluşan değerlendirme kurulu, projeleriyle öne çıkan Diyarbakır, Eskişehir ve Konya’da saha incelemeleri yaptı. Ekip, finansal kaynak, yöntem ve etki değerlendirmelerinden sonra tüm kriterleri yerine getiren Konya, bilim merkezi için en uygun yer seçildi" diye konuştu.

15 bin metrekare alan

Devlet Bakanı Mehmet Aydın, bilim merkezlerinin ülke çapında yaygınlaştırılmasını amaçladıklarını belirtti. Bakan Aydın, "Toplam 15 bin metrekarelik kapalı alanı olacak olan Konya’daki merkezin 2 bin metrekarelik de kapalı sergi alanı bulunan bu proje ülkemizde bilimsel düşünce yapısının yerleşmesine önemli katkılar sağlayacak" dedi.

Yüzde 20’sini karşılayacak

Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Konya İl Özel İdaresi, Konya Sanayi Odası, Konya Organize Sanayi Bölgesi, Selçuk Üniversitesi, Konya İl Mili Eğitim Müdürlüğü ve İl Turizm Kültür Müdürlüğü ile protokol imzalandığını aktararak, işbirliklerinin kapsamının net bir şekilde belirlendiğini söyledi. Aydın, Konya Organize Sanayi Bölgesi bilim merkezi kurulduktan sonra özkaynakların giderleri karşılayamadığı durumlar için, arada oluşan farkın yüzde 20’sini karşılayacağını belirtti.

Dünyada bilim merkezleri

Dünyada yaklaşık bin 500 bilim merkezi bulunuyor.

Yıllık ziyaretçi sayısı toplam 200 milyonu geçiyor.

Avrupa’da 250, ABD’ de ise 350 bilim merkezi var.

ABD’de her üç kişiden biri yılda en az bir kez bilim merkezine gidiyor.