| ||
ULUSLARARASI finans piyasalarının önde gelen dergisi Global Finance Akbank’ı üst üste 4’üncü kez döviz işlemlerinde "Türkiye’nin En İyi Bankası" seçti. Global Finance’in 82 ülkede düzenlediği "Dünyanın Döviz İşlemlerinde En İyi Bankası 2008" anketinin tüm dünyada iş dünyasına ve yatırımcılara en hızlı, en güvenilir, en uygun maliyetle hizmet veren döviz işlemleri kurumlarını belirleme ve ödüllendirme amacını taşıdığı belirtildi. Açıklamada, derginin editörleri tarafından, sektör analistleri, üst düzey yöneticiler ve teknoloji uzmanlarının katkılarıyla yapılan değerlendirme sonucunda Akbank’ın söz konusu kriterlerdeki başarılı performansı nedeniyle bu yıl 4’üncü kez "Türkiye’nin Döviz İşlemlerinde En İyi Bankası" seçildiği belirtildi. |
Akbank’a dövizde en iyi banka ödülü
Palmali-Socar Tekfen İnşaat’ın yarısını alıyor
| ||
| Tolga ÖZBEK | ||
Bu anlaşma karşılığında Palmali ve Socar ortaklığı, beş yıl boyunca Tekfen İnşaat’a 37 milyar dolarlık inşaat işi verecek. AZERİ Palmali ve Azerbaycan devlet petrol şirketi Socar’ın, Tekfen İnşaat’ın yüzde 50’sini satın aldığı öğrenildi. Tekfen İnşaat ve Tesisat A.Ş.’nin yüzde 50 hissesini Azerbaycanlı Palmali Grup ve Azerbaycanlı Socar’ın 520 milyon dolara satın aldığı belirtiliyor. 37 milyar dolarlık iş Bugün İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’na (İMKB) bildirilecek satın alma işlemiyle Tekfen Grubu, Azeri ortaklarıyla yoluna devam edecek. Bu anlaşma karşılığında Palmali ve Socar ortaklığı, beş yıl boyunca Tekfen İnşaat’a 37 milyar dolarlık inşaat işi verecek. Toplam beş yıl sürecek inşaat işleri arasında Azerbaycan ve Türkiye ağırlıklı olmak üzere tüm dünyada petrol alanındaki inşaat işleri de yer alıyor. Tekfen Grubu, rafineri, petrol kimya tesisleri, inşa ve yapım işlerinin hepsini gerçekleştirecek. Türkiye üs olacak Palmali’nin sahibi Azeri kökenli genç işadamı Mubariz Mansimov. Mansimov, Petrol taşımacılığından liman işletmeciliğine, futbol kulübü sahipliğinden inşaatçılığa kadar pek çok işle uğraşıyor. Azeri işadamı Mübariz Mansimov’un kurduğu dünyanın önde gelen tanker gemi filolarından birine sahip Palmali Holding, önümüzdeki yıllarda 1.3 milyar dolarlık yatırımla Türk bayraklı gemi filosunu büyüterek, 2008’de merkezini Malta’dan İstanbul’a taşıyacağını açıklamıştı. Palmali’nin halen filosunda 116’sı petrol taşıma tankeri, 14’ü de kuru yük olmak üzere toplam 130 gemisi bulunuyor. 300 projeye imza attı Boru hattı ve petrol platformu olmak üzere 300’e yakın büyük projeye imza atan ve Fas’ın tek rafinerisi olan Samir’in yenileme inşaatını sürdüren Tekfen Taahhüt Grubu, mühendislik, malzeme tedariki ve inşaat işlerinin bütününü kapsayan "anahtar teslim müteahhitliğe" yoğunlaşıyor. Tekfen, Petkim ihalesini Turcas Grubu’yla birlikte kazanan Socar’ın ortakları arasında yer aldığı Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının inşaatını da gerçekleştirmişti. Socar Türkiye’deki ortağı Turcas ile birlikte Ceyhan’da rafineri kurmak için Enerji Piyasası Denetleme Kurulu’ndan (EPDK izin almıştı. Tekfen Holding’ten 2007 yılı kasım ayında yapılan açıklamada da Ceyhan’da kurulacak bir rafineride yüzde 10 pay sahibi olunmasının planlandığı ifade edilmişti. |
Atak, Roketsan’la vuracak
| ||
29 Eylül 2005 tarihinde imzalanan Umtas Projesi Dönem-1 (Tasarım Dönemi) Sözleşmesi kapsamında sistemin ürün geliştirme safhasını oluşturan ikinci etap çalışmaların Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ile Roketsan arasında 31 Temmuz’da imzalanan ayrı bir sözleşme kapsamında yürütüldüğü öğrenildi. Proje ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin uzun vadeli ihtiyacı için üretimi planlanan T129 taktik-taarruz helikopterlerinin uzun menzilli güdümlü tanksavar füzesi ihtiyacı Roketsan tesislerinde tamamen yerli imkanlarla üretilmiş olacak. Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından 2005 yılında başlatılan ve Roketsan’ın ana yüklenici olarak görev aldığı bu proje ile Türkiye, ilk yerli tasarım tanksavar füze üretimini de böylece gerçekleştirmiş olacak. Programa göre, uzun menzilli tanksavar füzelerinin Roketsan tesislerinde, T129 taarruz helikopterleri ile eş zamanlı olarak hizmete girmesi hedefleniyor. |
Hükümet, yeni ekonomik hamle başlatmalı
| ||
Akbalık, yeni hamlede sektörler arası entegrasyon, sektörel ve bölgesel teşvikler, asgari ücretin arz talep dengesine bırakılması, kullanılabilir enerji fiyatı politikasının uygulanması gibi konuların çok önemli olduğuna dikkati çekti. Akbalık, Merkez Bankası’nın sadece hükümetin ve kendi politikalarını gerçekleştiren bir kurum olmaktan çıkarılarak gerçek anlamda özerk yapıya kavuşturulması ve bünyesinde yer alan Para Kurulunda, sadece kamudan değil sivil toplum örgütleri, bankalar, ihracatçı birlikleri, sanayi ve ticari kesim temsilcilerinin de bulunması gerektiğini savundu. Son günlerde mevcut ekonomik şartların düzeltilmesi yönünde bir arayış başladığını ifade eden Akbalık, bu arayışı tetikleyen en önemli unsurun, sanayi ve ekonomi politikasının iyi gitmediğini gösteren sinyaller olduğunu öne sürdü. |
İTO: Sağlıktaki ’devrimler’e gölge düştü
| ||
İTO Başkanı Yalçıntaş yaptığı açıklamada, özel hastanelerin SGK mensuplarından alacağı katkı payını yüzde 30’la sınırlandıran uygulamayı eleştirdi. Yüzde 30 katkı payı ile vatandaşların sağlık hizmetlerine daha ucuz yoldan ulaşmasının hedeflendiğini belirten Yalçıntaş, son dönemde büyük yatırım yapan ve binlerce kişiye istihdam sağlayan özel sağlık sektörü yatırımlarının söz konusu oranla işin altında kalkamayacağını savundu. Yalçıntaş, "Özel hastanelerin maliyetleri, yatırım kapasiteleri ile bulundurdukları tıbbi cihazlar dikkate alınarak fiyat belirlenmesi daha doğru olacaktır" dedi. Gölge düştü Hükümetin sağlıkta ilaçların her eczaneden alınması, kamu hastanelerinin birleştirilmesi gibi devrim niteliğinde uygulamalar yaptığını dile getiren Yalçıntaş, son genelge ile bu hizmetlere gölge düştüğünü kaydetti. Yalçıntaş, "SGK devlet hastaneleri için geçerli ücret tarifelerini özel hastanelere uygulamış ve hastalardan alınan farkı yüzde 30’la sınırlandırmıştır. Bu tarihten itibaren sağlıkta tartışma yaşanmaya başlanmıştır. Nitekim birçok büyük hastane SGK mensuplarına hizmet vermeyi durdurmuştur" diye konuştu. SGK tarifesinin gerçekte kamu hastaneleri için çıkarıldığını söyleyen Yalçıntaş, devlet hastanelerinin doktor, personel maaşı, bina ve ekipman yatırımlarını genel bütçeden almalarına karşın, özel hastanelerin tüm yatırımlarını kendi imkanlarıyla yaptıklarını kaydetti. Yalçıntaş, son uygulamadaki fiyat tarifesine de değinerek, "Poliklinik muayene ücreti 15.5 YTL olarak uygulanıyor. Bunun gibi birçok teşhis ve tedavi fiyatları da günümüz şartlarıyla örtüşmüyor. Öte yandan, tedavi ücretlerini SGK’den 90 günde alabilen özel sağlık kuruluşları, çalışanlarının maaşlarını ise her ay ödemek zorundalar. Bu şartlar altında bu kuruluşların layıkıyla hizmet vermesine imkan yoktur" dedi. |
AB’ye uyum reformları yabancıların sigorta sektörüne ilgisini artırdı
| ||
TÜRKİYE Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği (TSRŞB) Başkanı Hulusi Taşkıran, son yıllarda yabancı sermayenin Türk sigorta pazarına ilgisinin arttığını ve bu ilginin devam edeceğini söyledi. Hulusi Taşkıran, Türk ekonomisinde yaşanan olumlu gelişmelerin, Avrupa Birliği (AB) uyum süreci kapsamında gerçekleştirilen reformların ve ülkenin sahip olduğu genç nüfusun yabancı yatırımcıların gözünde Türkiye’yi yatırım yapabilecek bir pazar haline getirdiğini belirtti. Taşkıran, uluslararası finansal aktörlerin serbestçe hareket ettiği bir ortamda 2006 yılında Türk sigorta sektöründe yaşanan birleşmeler ve satın almaların neticesinde yabancı sermaye girişinde önemli bir artış olduğunu, 2007 yılında da bunun devam ettiğini kaydetti. Hulusi Taşkıran, geçen yılın ilk çeyreğinden itibaren de sektöre yabancı sermaye girişinde önemli artış gözlendiğini ifade ederek, şunları söyledi: "Groupama Int., HDI Int., Ergo Group, Liberty Mutual Group, Coface, Atradius, Eureko, BNP Paribas, TBIH Financial, Mapre gibi birçok uluslararası sigorta grubu Türk sigorta sektöründe faaliyet göstermeye başlamıştır. Bu artışın sonucu olarak, 2006 yıl sonu verilerine göre toplam sermaye içinde yabancı ve yabancı ortaklı şirketlerin payı yüzde 25.8 iken bu oran 2007 yıl sonu itibariyle yüzde 39.2’ye yükselmiştir." GSMH içindeki pay düşük Hulusi Taşkıran, son dönemlerde Gayri Milli Safi Hasıla’da (GSMH) yaşanan istikrarlı büyüme, AB uyum süreci kapsamında gerçekleştirilen reformların yabancı sermaye ilgisini Türkiye’ye yönelttiğine de değinerek, uzun zamandan beri sektörde eksikliği hissedilen yasal düzenlemelerin AB’deki düzenlemeler dikkate alınarak, çıkartılması sonrasında Türk sigorta sektörünün de bu ilgiden payını aldığını söyledi. Bugün için kişi başına düşen gelirin gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında düşük olması ve ilerleyen dönemlerde gelirin artacağının, bu sayede de tasarruflarda yaşanan artışın sigorta sektörüne yöneleceği beklentisinin yabancı sermayeyi Türk pazarına çektiğinin altını çizen Taşkıran, "Ayrıca sigorta sektörünün GSMH içindeki payının gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında düşük olması, gerekse sigortalanabilir menfaatlerin çok düşük bir kısmının sigortalanmış olması da bu ilgiyi artıran sebepler arasındadır" şeklinde konuştu. Enflasyon üzeri büyüme TSRŞB Başkanı Hulusi Taşkıran, sigorta sektörünün bugünkü konumuna da değinerek, sektörün son beş yıllık gelişimine bakıldığında sürekli enflasyonun üzerinde gelişme gösterdiğine dikkat çekti. Taşkıran, 2003 yılında 5.083 milyon YTL olan toplam prim üretiminin 2007 yılı sonunda 10.931 milyon YTL’ye yükseldiğini, aynı şekilde 17.8 milyon adet olan poliçe sayının da 2007 yılı sonunda 34.3 milyon adete çıktığını kaydetti. Taşkıran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Primdeki bu gelişime rağmen Türkiye’de teknik kárlılık istenen düzeyde değildir. Özellikle prim üretiminin yoğunlaştığı kasko ve trafik sigortalarında istenen sonuçlara ulaşılamamaktadır." Sigortacılık 2000’li yılların gözde mesleği TSRŞB Başkanı Hulusi Taşkıran, Sigorta Şirketleri Birliği olarak Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK ile sigorta eğitimi odaklı projeler üzerine görüşmeler yaptıklarını belirterek, şunları söyledi: "İhtiyaç analizleri çerçevesinde bu çalışmalar, daha ziyade meslek yüksekokulları kapsamında sigortacılığı meslek olarak algılanmasını sağlamak ve yaygınlaştırmak amacıyla yapılıyor. Eğitimli, nitelikli teknik personel yetiştirilmesini sağlamak, ülkemizde sigortacılığın 2000’li yılların gözde mesleklerinden kabul edilmesi gerçeği ile nitelikli çalışan sayısını artırıcı ve istihdam yaratıcı çalışmaları sürekli gündemde tutmaya çalışıyoruz." |
TZOB: Hükümet fındıkta tüccarı memnun etti
| ||
Bayraktar, "Tüccarın rakibi konumunda olan TMO, fındık fiyatı ve alım politikasını açıkladığında rahatsız olan tüccar değil çiftçi olmuştur. Çiftçinin ’kara gün dostu’ olması gereken TMO, çitçimize dostluğunu göstermeyerek onu üzmüş, tüccarı ise mutlu etmiştir" dedi. TZOB Başkanı Bayraktar, düzenlediği basın toplantısında "Türkiye Kanatlı Sektör Raporu"nu açıkladı. Bayraktar ayrıca fındık alım fiyatlarının açıklanmasından sonra yaşanan gelişmeler ve tarım sektörünün genel sorunlarını değerlendirdi. Bayraktar, açıklanan fiyatın tavan fiyat olduğunu, fındık fiyatında istikrarın sağlanamadığını dile getirerek, serbest piyasada kilo başına fiyatın 1,6 YTL kadar düştüğünü söyledi. TMO’nun kademeli fiyat uygulamasıyla arzı zamana yaymanın politikanın amaçlarından birisi olduğunu kaydeden Bayraktar, "Gerçekte TMO’ya ürün satmak üzere alınan randevuların yüzde 61’inin Eylül-Ekim aylarında olduğu görülmüştür. Çünkü meyilli arazilerde çok zor şartlarda emeğiyle, sermayesiyle üretim yapan, fındıktan başka geliri olmayan çiftçimiz, bankalara, esnafa, tüccara, toplayıcılara borçludur. Bu yüzden ürünü bir an önce satma çabasındadır" diye konuştu. Müdahale amacına ulaşmadı TMO’nun uygulanan politikadaki hata ve eksikliği gidermesi gerektiğini kaydeden Bayraktar, "Fındık ve mısır fiyatları TMO’nun açıkladığı fiyatın çok altına düşmüş, müdahale amacına ulaşmamıştır" dedi. Bayraktar, dünya üretiminde ve ihracatta lider olunan fındıkta istikrarlı bir politikaya ihtiyaç duyulduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "TMO açıkladığı fındık politikasıyla çiftçiyi perişan etmiş ve çiftçimiz tüccarın insafına bırakılmıştır. Devletin fedakarlığı boşa gitmiş, ülkemiz ve çiftçimiz kaybetmektedir. Fındığın dünya piyasalarındaki değeri, talep durumu ve üretim maliyeti dikkate alınarak TMO açıkladığı fiyatı yeniden gözden geçirilmelidir. TMO tüccar gibi peşin para ile piyasaya girmeli, üretici randevu almak ve ürün teslim etmek için kuyruklarda sefil olmamalıdır. Üretici teslimatta günlerce kuyrukta beklemekte, hızlı alım yapılarak bu durum önlenmelidir. Bunlar yapılmadığı takdirde tüccar fiyatları daha da aşağı çekecek ve üreticimiz çok daha kötü durumlara düşecektir." |
Rusya sorununun maliyeti 500 milyon dolar
| ||
Tüzmen, 9 Eylül’de yapılacak Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Genel Kurulunda başkanlığa aday olanları kabulünde, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Tüzmen, Rusya ile gelinen noktanın sorulması üzerine, önlemlerin Bakanlar Kurulu’nun aldığı kararlar olmadığını, başka ülkelerde Türk ihraç ürünleri ile ilgili farklı uygulamalar varsa piyasa gözetimi ve denetimiyle ilgili kararları genel müdür, müsteşarlar seviyesinde yazışmalarla uyguladıklarını söyledi. Sorun bitmedi Rusya ile sıkıntının giderilmediğini anlatan Tüzmen, Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın İstanbul’da Rus Gümrük sorumlusu ile görüştüğünü söyledi. Tüzmen, Avrupa Birliği ile Rusya’nın varmış olduğu protokoldeki kararların, Türk ihracatçısı için de kabul edilebilecek kararlar olduğunu söyledi. Türk ihracatçılarına özel güçlükler çıkarılması durumunda, bunun Türkiye açısından kabul edilebilir olmayacağını kaydeden Tüzmen, şunları söyledi: "Türkiye’ye karşı uygulanan protokol aynı zamanda AB’nin aday ülkesi olduğumuz için de yapmış olduğumuz Gümrük Birliği anlaşması çerçevesinde de çok fazla hareket kabiliyeti vermez. Sonuçta Rusya, AB ile ne yaptıysa Türkiye ile de aynı şekilde yapmak zorunda. Aksi takdirde kabul etmemiz mümkün değildir bu süreci. İhracatçılardan aldığımız bilgiler doğrultusunda sorun hala devam ediyor." TİM’de yarış kavgasız olsun KÜRŞAD Tüzmen, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) 9 Eylül’de yapılacak genel kurulunda başkanlık için adaylığını açıklayan isimleri Ankara’ya çağırdı ve "Centilmence yarışın, kavga etmeyin" dedi. Tüzmen, camianın birlik ve bütünlük içinde olduğunu ve buna uygun bir seçim yarışı yapmaları gerektiğini anlattı. TİM başkan adaylarından İsmail Gülle, sonuç ne olursa olsun TİM’in kazanacağını söylerken Mehmet Büyükekşi de TİM’in bir tepe kuruluşu olduğunu, sorunları birliklerle birlikte çözeceklerini kaydetti. Adnan Dalgakıran ise sivil toplum örgütlerinin çalışmasıyla ilgili farklı görüşlere sahip olduğunu anlattı. |
Kaydol:
Yorumlar (Atom)